13 Ekim 2018 Cumartesi

Resort Pazarlama: Rekabeti domine etmek için 10 öneri



Tatil otellerinin başı dertte…

Resort olarak tabir edilen oteller, standart full servis otellere göre daha pahalı. Coğrafi olarak erişimi zor.. Konaklama süresi açısından daha uzun bir zaman söz konusu.. Neredeyse tamamı belli bir bölgede kümeler halinde yer alıyor. Bu da birisinin ürün ve hizmetini diğerlerinden ayırt etmeyi zorlaştırıyor.

Karşı karşıya oldukları sorunlar akıllı ve yüksek maharet isteyen bir pazarlama stratejisini zorunlu kılıyor.

Sorun büyük ölçüde ürün ve destinasyon arasındaki minik farklardan kaynaklanıyor. Bir de müşterinin bu tesisler arasındaki minik farkları nasıl gördüğü önem arz ediyor. Gelir projeksiyonlarını yakalamak ve rekabette bir adım öne geçmek için akıllı pazarlama adına aşağıdaki 10 öneriye odaklanmanızı öneriyoruz.

1.    Ürün ve servis deneyimi hakkında uyanık olun, izlenimleri kaçırmayın

Konuklarınızın tekrar sizi tercih etmesini sağlamak için ne yapmalısınız? İşin sırrı fantastik bir ürün ve hizmet sunabilmektedir.. Tesisin görüntüsü, insanlarda tetiklediği duygular. Odalarda sunduğunuz banyo vb ürünler. Yiyecek ve içecek hizmeti. Otelde yaşanan aktiviteler. Özel etkinlikler. Çocuklara sunduklarınız.

Unutmayın, resort pazarlamasının en önemli parçası ürününün bizzat kendisidir.

Couples Resorts Jamaica, gelirinin yüzde 35-yüzde 40 kadarını repeat miafirlerden elde ediyor. Hatta kimi durumlarda bu otellerde tatil geleneği nesillerden nesillere bir miras gibi aktarılıyor. Dört HD otelden oluşan zincir, konuklarına geniş kapsamlı bir aktiviteler ve tatlı sürprizler sunarak repeat potansiyelini arttırıyor. Klasik bir tatil için gelenler, son güne kadar muhteşem akşam yemeği fırsatları, beklenmeyen ilave jestler, önceden duyurulmamış sürprizler ile şaşırtılıyor. Örneğin otellerin bünyesindeki JamRock Beach Klüpler. Daha da ötesi, çalışanlar, beklenti ötesi misafir yaklaşımı için eğitiliyor.

Satış ve Pazarlamadan sorumlu Başkan Yardımcısı Dean Sullivan konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; “ Sene boyunca ağırladığımız repeat misafir sayısına bakıldığında, ürünümüz ve sunumumuz otelcilik sektörünün lideri konumundadır.  Yaşlı konuklarımızın kızları ve oğulları bile düğünleri için bizi tercih ediyor. Daha geçenlerde, tesislerimizde toplam 1000 gece konaklamış bir çifti ağırladık. Bu avantajımızı her tesisimizde görüyoruz. İşin doğrusu da bütün bunları sağlamak benim temel görevim.”

2.    Güçlü, benzersiz ve duygusal bir hikayeniz olsun

Başarılı bir resort pazarlama programının anahtar noktası tesisinizin kimliğini ve hikayesini diğerlerinden ayrıştıran anlayışı somutlaştırmak ve paylaşmaktır. Hedef kitlenizi doğru seçin. Onlara da beklentilerini doğru sunun. Bu adım, başarılı pazarlama çalışmalarının en önemli aşamasıdır. Pazarlama iletişimi bu adım ile başarıya ulaşır.

 “ Tesis benim aileme ait. Bu bilgiyi websitemizde de paylaşıyoruz.” Diyen Reefs Resort & Club Genel Müdürü David Dodwell Jr, “ Bu nefenle, konuklarımızla iletişim kurarken, onlara, bir otele değil, aile tarzı bir yuvaya geldikleri mesajını veriyoruz.” diye devam ediyor. Konuklarımızın kendilerini ailemizin bir parçası gibi hissetmelerine dikkat ediyoruz. Pazarlama çalışmalarımızda da hep buna vurgu yapıyoruz.”

3.    Destinasyonunuzun odağına dönüşün

Kendi içine dönük bir kasaba gibi olmayın. İçinde bulunduğunuz destinasyon ile bütünleşin. Bölgenizde turizme hizmet veren diğer işletmeler ile dayanışma içinde olun. Her paydaşın kazanacağı ilişkiler geliştirin.

Bölgenizdeki dalış okulları, balık turları, at çiftlikleri böyle bir işbirliği için ilk akla gelen işletmeler olabilir. Bunun dışında başka sektörlerden de paydaşlar bulunabilir.

Bu yaklaşımdaki düşünce, resort ile destinasyonun sundukları değerin birlikte harmanlanmasıdır. Her iki tarafın sunduğu değerler bütünleştirildiğinde, pazarlama çalışmalarınızın daha efektif hale geleceğini göreceksiniz. Mesela, destinasyonunuz ağırlıklı olarak belli bir nüfusa hitap ediyorsa, sizin mesajlarınızın da öncelikli hedefinin bu kitleler olmasına dikkat edin.

“ Bir çok tesis bazı nedenlerle insanları işletmede tutmak istiyor. Ama, bizim için, içinde bulunduğumuz destinasyon çok önemli. İnsanlar sadece otellere değil, içinde bulunduğu coğrafyaya da gelip oraları tanımak istiyor.

4.    Yiyecek İçecek ve Wellness’i vurgulayın

“Otel işletmelerini rakiplerinden farklılaştıran ve talebi etkileyen ana faktörlerden birisi Yiyecek İçecek servisi ve spa dahil olmak üzere, welness aktiviteleridir. Artık çoğu insan sadece bu iki servis için tatile çıkıyor.”

“Bu iki alanda sunulacak unutulmaz, sıradışı deneyimler hem repeat misafir oranını yükseltir, hem de yeni fırsatlar ortaya çıkarabilir.  İnsanların, yaşayacakları deneyimleri yorumlar ve özgün sosyal medya paylaşımları vasıtası ile çevrelerine duyuracaklarından emin olabilirsiniz. Bu hizmet ve servisleri sunan insanların yetenekleri ve eğitim seviyeleri de çok önemlidir.”

“ Müşterisinin bir yıl önceki tatilinde içtiği kokteyli unutmadan tekrar servis eden barmenlerimiz var”

5.    Fiyat paritesinin dengeli olmasını sağlayın

Başarılı pazarlamacılar, dikkatli ve kılı kırk yaran müşterilerin, otelin satış politikaları hakkında kuşkuya kapılmalarının önüne geçebilirler.

Bu riski atlatmanın bir yolu, bütün kanallarda istikrarlı, şeffaf bir fiyat paritesi sağlamaktır. Böylece, gecelik 600 dolar fiyatla konaklayan bir müşteri, aynı işletmede, hemen yanında, last minute fırsatı yakalayıp gecelik 150 dolar fiyatla konaklayan birisi ile karşılaşmaz. Eğer bu fiyatlarla konaklayan iki tatilci otelde tanışır ve sohbet ederlerse yandınız. Daha ucuz fiyat alanın pahalı konaklayan müşteriye bütün hikayeyi anlatacağından emin olabilirsiniz.

6.    Yerel/Bölgesel Kongre/Turizm Danışma ve/veya bölgedeki en üst turizm yönetim ofisi ile işbirliği yapın.

Üçüncü maddede belirtiğimiz gibi, bölgenizdeki turizm birlikleri, ajanslar, kongre büroları ile işbirliğini ihmal etmeyin. Bu yapılanmaların çok güçlü bir iletişim ağı vardır. Ülke içinden ve dışından insanlar, bulunduğunuz coğrafya ve turizm potansiyeli hakkında en doğru bilgiyi buralardan alacaklarına inanırlar. Dolayısı ile email ve farklı kanallardan bu yapılara ulaşır ve bilgi talebinde bulunurlar. Bu nedenle bu yapılar ile mutlaka dayanışma içinde olun. Sağlıklı ilişkiler geliştirin. Unutmayın, bu yapılanmalar size yeni iş fırsatları yaratabilir. Siz de bu fırsatları kalıcı müşterilere dönüştürebilirsiniz.

7.    Sezonları doğru yönetin

İşletmenizin yüksek sezonunu nasıl yükseltebilirsiniz? Talebin daraldığı dönemlerde güçlü sezon dışı plan/kampanyalarla ve yaratıcı yöntemlerle ortalama konaklama süresini uzatabilirsiniz. Farklı promosyonlar sunun. Grupları özendirin. Trendleri yakalayın ve bunlardan yararlanarak farklı ürün ve hizmetler üretin. Yerel/bölgesel etkinlikler ile ortaklaşa kampanyalar başlatın. İşletmenizin bulunduğu kentteki Pazar payınızı yükseltmek için çalışın. Yerel gruplara, insanlara eğlenceler, toplantılar düzenleyin.

Jamaica Couples Resort, farklı bir uygulama olarak, çiftler için ‘ Aile Kampları’ düzenliyor. Resort, bu uygulamayı bir tür yaz dönemi kampı olarak pazarlıyor. Konuklarına sunduğu uzun jest listesine ilave olarak, işletme, bu özel promosyon süresince, kamp yapanlara çok özel spor ve keşif fırsatları sunuyor. Bu tür aktiviteler işletmenin sezonunu uzatıyor.

Mr Sullivan, “ Bizim çok derin bir cebimiz ve çok yüksek tanıtım bütçemiz yok. Sadece fantastik bir ürünümüz ve çok güçlü ağızdan ağıza tanıtım şansımız var” diyor.

8.    Fotoğraf çok önemlidir.

Bir çok tesisin farkına varamadığı gerçek şudur; insanlar işletmenizde konaklamak için uzun bir yol kat ederler ve yüksek paralar öderler. Bu nedenle tesisinizin fotoğrafları insanlarda merak uyandırmalı. Görsel olarak onları sarsmalı. O fotoğrafları görenler, tesisiniz için bu parayı ve zamanı ayırmaya ikna olmalıdır.

Bunu sağlamak için sıradan fotoğrafları bir tarafa atmalısınız. Hizmetlerinizin ve ürünlerinizin fotoğrafları rakiplerinizin arasından sıyrılmalı. Tesisinizin görselliğini, abartmadan, ama bütün doğallığı ile karşı tarafa aktarabilmelisiniz. Akıllı pazarlamacılar bunu bir adım ileriye götürür. Etkileyici bir online içerik ve sosyal medya görselleri için misafirlerin çektiği fotoğraflardan ve içerikten yararlanır. Böylece sundukları hizmet ve ürünün kalitesi için sosyal kanıt sunmuş olurlar.

Couples Resort konuklarının tesisi etiketleyerek paylaştığı Instagram fotoğraflarına çok önem veriyor. Bu paylaşımları değerlendiriyor. Böylece hem kendisi özgün içerik kullanmış oluyor, hem de konuk ile arasında kalıcı bir bağ oluşturmuş oluyor. İşletme, sıradan plaj, havuz, deniz, yemek paylaşımlarının ötesinde, bir hikayesi olan görselleri tercih ediyor. Ya da görenlerde bir hikaye ilhamı yaratan görselleri kullanıyor.

9.    Müşteri sadakat programlarındaki jestleri dikkatlice kullanın

Bir çok resort müşteri sadakat programları çerçevesinde, kart sahiplerine çeşitli ödüller verir. Bu ödül ve jestler ile ilgili olarak bir uyarımız var. Bunların dönemlerini doğru belirlemek gerekir. Yüksek sezonlarda, talep yüksek olduğu zamanlarda bu ödüller askıya alınmalı. En ideal dönemler, elbette düşük sezonlar olmalı. Akıllı pazarlamacılar loyalty hediyeleri için talebin düştüğü dönemleri belirler.

Kurumsal loyalty programı olmayan bağımsız işletmeler bile buna benzer uygulamaları hayata geçirebilir.  Kimi durumlarda iş o kadar basittir ki… Sadece sizden bir haber bülteni almayı kabul eden müşterilerimizin email adreslerinden bir network oluşturmak bile büyük katkı sağlar. Bu database vasıtası ile hem haber bülteni gönderebilirsiniz, hem de düşük sezonlar öncesinde hazırlayacağınız özel promosyonlardan haberdar edersiniz. 

10. Videoya önem verin. Yatırım yapın
Günümüzde video pazarlama araçlarının en tepesinde yerini aldı. Tatil için alternatif arayanları etkileyen ve karar vermelerini belirleyen en güçlü etki videodan geliyor.

Oteller video yayınlamak için kullanabilecekleri dev platformdan yeterince yararlanamıyor. Youtube isimli internet portalı bu konuda birçok fırsat sunuyor. Ama, ne olur, işi basitleştirmeyin. Video çekimi tam bir profesyonellik ister. Bunu lütfen çalışanlarınızın amatör telefonlarına bırakmayın. Renk, kontrast, açı, bunlar çok önemli ayrıntılardır ve ancak usta bir video uzmanı başarabilir. Son zamanlarda yaygınlaşan bir meslek grubu var; sosyal medya etkileme uzmanları. Onlardan birisini işe alın. Sosyal medya uzmanları her konuda doğru adımı atacaklardır. Bu onların işidir. Şundan ekin olun; eğer kanallarınızda usta işi videolar yayınlarsanız, tatil seçenekleri için izleyenlerin karar süreçlerinde belirleyici olabilirsiniz. Videolarınızı, yapmış olmak için değil, insanlarda tatil yapma ilhamı yaratmak için hazırlatın. ( Adil Gürkan tarafından tercüme edilmiştir. )

9 Ekim 2018 Salı

Turizmcilerin rekabette en büyük silahı nedir?



Oda sayısı, sunduğunuz hizmetler, ürünleriniz, teknolojiniz, hepsi rakiplerinizden üstün olabilir. Ama, bu durum, rakiplerinize karşı sürdürülebilir bir üstünlük anlamına gelmez.

Bu üstünlüklerinizin ömrü birkaç ay ile birkaç yıl arasındadır.

İşletmenizi Pazar liderliğine taşıyacak güç bunlar değildir. Bu üstünlüklerle, sektörün oyun kurucusu olamazsınız. Kalıcı bir 10 numara olabilmek için başka bir gücünüz olmalıdır.

Entelektüel Sermaye!

Bu sizin için yeni ve tuhaf bir kavram olabilir. Entelektüel sermaye her zaman vardı, siz farkında değildiniz. Nakit akışı, arsa, bina, teknik altyapı vb hepsi çok daha öncelikli idi. Bu alanlara yapacağınız yatırımların sizi ömür boyu koruyacağını düşünüyordunuz.

Aynı sektörde, aynı işi yapan rakiplerinizden daha az finansal sermaye ile daha çok finansal girdi yaratabiliyorsanız, entelektüel sermayeniz güçlü demektir. Çünkü, rakiplerinize göre daha az sermaye ile, operasyonel yönetimi, teknoloji yönetimini ve en önemlisi insan kaynağı yönetiminizi daha iyi yaptığınızın bir kanıtıdır bu başarı.

Aynı işi yapmakta olan yerel ve küresel rakiplerinize oranla, daha az finansal sermaye ile daha yüksek finansal girdi kazanabiliyorsanız, entelektüel sermayeniz güçlüdür. Zira, rakiplerinize göre daha az maliyet ile daha başarılı operasyon yönetimi gerçekleştiriyorsunuz, demektir. Teknolojiyi ve insan kaynaklarını en yüksek verimlilik ile yönettiğinizi kabul etmek gerekir.

Nedir bu entelektüel sermaye?

İşletmeye piyasada rekabet avantajı sağlayan, çalışanların bildiği her şeyin toplamıdır.

Entelektüel sermaye, işletmenin zenginlik yaratmak üzere kullanıma soktuğu bilgi, enformasyon, entelektüel mülkiyet, çalışanların sahip olduğu beceri ve deneyim gibi malzemelerin tümüdür. Entelektüel sermaye bir şirketteki insanlar tarafından bilinen ve işletmeye rekabet üstünlüğü kazandıran bütün varlıkların toplamıdır.

Entelektüel Sermaye, tüm işletmeler için finansal sermayeden daha önemli bir konumdadır. İşletmeler entelektüel varlıklarını keşfedip, onları yönetmeye başladıkları zaman aynı işi yapan rakiplerinden ayrıştıklarını ve rekabet güçlerinin arttığını fark edeceklerdir.

Hizmet sektöründe entelektüel sermayenin anlamı?

Diğer sektörlerden farklı olarak, otelcilikte aslolan insandır.  Masanın iki tarafında da insan vardır. Her ikisinin de beklentisi birbirine yakındır. Bir taraf yaptığı iş ile mutlu olmak ister, bir taraf da aldığı hizmet ve servis ile… Böyle bir mutluluk paylaşımı için ortak kültür, ortak değerler, ortak bakış açısı ve ortak bilgi seviyesi gerekir.

Hayatını 100 kelime etrafında döndüren, ilkokul mezunu, Dünyası iş ve evinden ibaret olan vasat bir çalışanın eğitimli, yüksek donanımlı, Dünyayı gezen, bilen, okuyan bir entelektüeli anlaması zordur. Anlamayacağı için mutlu etmesi de zordur. Her şeyden önce ortalama bir çalışanın işindeki önceliği daima kendi maaşı, iş garantisi, sigortası ve işinden sağladığı diğer faydalardır. Misafirini neden mutlu etmesi gerektiği sorusu aklına bile gelmez.

Entelektüel takımlar

Çözüm çok yönlü, aydın, çok okuyan, kendisini geliştiren ve müşterisi ile ortak zevklere sahip çalışanlara sahip olmaktır. Çünkü onlar benzer dili kullanır. Hayatların 100 değil birkaç bir kelime etrafında döner. Kendilerini rahatlıkla ifade ederler ve muhataplarını rahatlıkla anlayabilirler.  Üründen ve hizmetten mutlu olmanın ilk adımı da beklentisini rahatça ifade etmek ve bu beklentiyi doğru anlamaktır.

Günümüzün üst segment müşterisi;

Kültürel açıdan donanımlıdır-  Dünyayı gezer, iyi gözlem yapar ve kültürleri tanır- Rafine bir müzik anlayışına sahiptir. Caz, rock, pop, blues dinler- Satranç, briç, dama gibi oyunlara meraklıdır. Gezdiği ülkelerin insanına saygı duyar, tanımaya ve iletişim kurmaya önem verir- Tarihe ve arkeolojiye ilgilidir.

Farklı coğrafyaların tarihlerini ve arkeolojisini araştırmayı ve öğrenmeyi sever- Spora meraklıdır ve farklı spor alanlarını takip eder-

Gezdiği ülkelerin geleneklerini öğrenmek ister- Doğasını gezer- Mutfaklarına özel ilgi duyar. Bilmediği yemekleri tatmak ve içeriğini öğrenmek ister. Eğer bulabilir ise, seyahat ettiği kentin o günlerdeki sanat, spor, sinema vb etkinlik takvimini edinmek ister.

Alışverişe zaman ayırır ve semt pazarları ve otantik mekanları gezmekten hoşlanır. Ziyaret ettiği ülkelerde müzeleri gezer. Resim ve heykel sergilerini merak eder.

Bunlardan nasıl haberdar olabilir?

Entelektüel takımlarınız var ise bunu başarabilirsiniz. Donanımlı, iyi eğitimli, neşeli, yaptığı işi seven ve neden yaptığını bilen ekip arkadaşlarını bu görevi başarı ile yerine getirebilir.

Mümkün ise Üniversite eğitimi almış, kendisini sürekli geliştiren, yeni beceriler kazanmak için kendisine yatırım yapan, gülümsemeyi bilen çalışanlarınız var ise, gelecek sizindir.

Özellikle otelcilik sektöründe artık devir, yaptığı iş her ne olursa olsun, o işin adını gurur duyarak taşıyabilenlerin devridir. Yaptığı işten gurur duymayanlar sektörden yavaş yavaş temizlenecek, bunu herkes bilsin.

Böyle ekipler var mı?

Önlerini açarsanız, motive ederseniz var! Yardımcı olursanız, eğitimlerini aldırırsanız, cesaret verirseniz ve ödüllendirirseniz, elbette var!

Kendisine yatırım yaptığında ve sektördeki emsallerinden daha bilgili, daha empatik, daha yardımsever olduğunda bunun ödülü olacağını bilirlerse, var! Kendisinin ve işletmesindeki görevinin özel ve önemli olduğunu hissederse var!

Böyle ekipleri yaratmak ve işletmenizin kalıcı değerine dönüştürmek hemen mümkün olmaz.  Zamana ihtiyacınız var.  Bu ekipler için özel eğitim programları olmalı. Hatta yılın 12 ayı bu eğitimler devam etmeli. Hayat kendisini devamlı yeniliyor ise, eğitimlerin içeriği ve yöntemleri de yenilenmeli. Geçen yüzyılın eğitimleri ile yeni nesil çalışanlarınızı kazanamazsınız.

Bu ekipler için özel programlar olmalı

Bu ekiplerin konaklaması işletmenin kalitesi ile orantılı olmalıdır. Aksi halde çalışanlarınız sosyal ve kültürel tatminsizlik yaşar.

Çalıştıkları ortam 21 yüzyılda, konakladıkları mekanlar geçen yüzyılda olur ise mutlak tatminsizlik kaçınılmaz olur. Tatminsizlik işe yansır. Konuklar karşısında gülümseyen değil, mutsuz bir yüz ifadesi ile çalışırlar. Bu durumun konukların dikkatinden kaçmayacağından emin olabilirsiniz.

Bu ekiplerin beslenmesi de işletmede konuklara sunduğunuz yiyecek ve içecekler ile yakın kalitede olmalıdır. Bunu hem yoğun fiziksel mesaide harcadıkları enerjiyi alabilmeleri için yapmalısınız, hem de misafir büfelerini gördüklerinde içlerinde bir hüzün olmaması için… Akılları o büfelerde kalmamalı. Kafeteryalarda yedikleri ve içtikleri onları mutlu etmeli.

Bu ekiplerin giyim ve kuşamı da emsallerinden farklı olmalı. Onlara sektörün genelinin tercih ettiği ucuz, iki ayda yıpranan ve bedenlerine oturmayan üniformalar giydirmemelisiniz. Giydiklerini gurur duyarak taşımalılar ve bunu da konuklarınıza hissettirmeliler.  Konuklarınız çalışanlarınızın işletmelerinden gurur duymalarından etkilenir. Buna üniformalar da dahildir. Onlara rakiplerinizden daha güzel gömlek, pantolon ve ayakkabı giydirin. Güzel kokmalarını sağlayın. El ayak bakımları tam olsun. Kadın çalışanlarınızın güzel ve etkili makyaj yapmalarına yardımcı olun. Gerekirse bu konuda eğitim almalarını sağlayın. Merak etmeyin, her yatırımınız size misli ile geri dönecektir.

Bu ekipleri iş ve lojman/ev arasına mahkum olmaktan koruyun. Sanata, spora, kültüre, okumaya, araştırmaya, gezmeye zaman ayırmalarına yardımcı olun.

Tek tek ya da arkadaş grupları ile sinemaya, tiyatroya, maçlara gitmelerini sağlayın. Kitaplar alın. Okuyanları ve okuduklarını hayatına katanları ödüllendirin.

Dünyayı, ülkelerini ve yaşadıkları kenti tanımalarına yardımcı olun. Özellikle ülkelerini ve kentlerini iyi tanısınlar ve konuklara doğru anlatsınlar. Bu alana yatırım yapın. Kenti ve ülkelerini gezmeleri için fırsat yaratın.

Bu ekiplerin konuklarınız ile entelektüel sohbetlere girmesini teşvik edin. Her konuda sohbet edebilecek bir serbestlik sağlayın. Bu ekipler konuklarınıza kentti tanımalarına yardımcı olacak öneriler sunabilsinler. En iyi Türk mutfağı nerede? Kentte iyi bir suşici var mı? En iyi Türk şaraplarının markaları ve nerede bulabilecekleri? Yakın bölgelerde gezilebilecek nereler var? O hafta kentte oynanan maçlar ( futbol, basketbol, hentbol vb ) Kentteki sanat ve sosyal hayatı anlatabilsinler. Hatta izin verin, çalışanlarınız bu etkinlikler için konuklarınıza gönüllü rehberlik yapsınlar.

Entelektüel ekipleriniz varsa:

Pazardaki saygınlığınız artar. Rakiplerinizin arasından sıyrılırsınız.

İşgücü pazarının en değerli unsurları sizi tercih eder

Misafirler nezdinde çok olumlu bir temsil potansiyeli yakalarsınız

‘Repeat’ misafir oranınız her yıl artarak devam eder. Pazarlama maliyetleriniz düşer.

Offline ve online saygınlığınız patlama yapar. Yorum siteleri sizin maliyetsiz reklam platformlarınıza dönüşür

Fiyatlarınızı her yıl yükseltme hakkınız doğar. Kimse de itiraz etmez.

Çalışanlarınızın gelirleri artar.  Üstün işgücü her yıl daha çok sizi tercih eder

12 Aralık 2017 Salı

Turizmin Asilzadesinden Muhteşem Anılar

Önceki yazımda size Cemil Başargan Ağabeyimizi anlatmaya çalışmıştım.

Çalışmıştım, diyorum, zira onu birkaç sayfa yazıda tam olarak anlatabilmek mümkün değil.

Ne kadar yazıp çizsem eksik kalır, gözünüzde tam bir Cemil Başargan resmi canlandıramam. 

Cemil Baba, eskilerin tabiri ile nev-i şahsına münhasır bir kişilikti.

Bütün hayatı dost meclislerinde anlatılmaya değer anılarla dolu.

Her saniyesini kelimenin tam anlamı ile yaşamış…

Yaşar gibi yapmamış, yaşamış…

Yakışıklı…

Sanatkar..

Cesur..

Akıllı..

Merhametli…

Hitabeti güçlü..

Kamil insan olmak adına ne ararsan var..

Bütün bunların yanında Cemil Ağabeyimin bir de keyifli yönü var tabi.. Onun yanında kahkaha atmadan on dakika duramazdınız… Nedeni ise o kahkaha kaynağı anıları idi..

Ben hatırladığım birkaç tanesini aktarayım..

Sevgili Cemil Baba bekarlığında çok çapkınmış. Amiyane tabirle daldan dala konarmış. E heybede yakışıklılık var… Zeka var… Yetenek var..

1950’ler… Cemil Baba Ankara’nın popüler simalarından..

Daha ne olsun?

Ankara Samanpazarı o vakitler sanat ve müzik hayatının kalbi. Gazinolar. Müzikholler. Yemekli ve müzikli restoranlar.

Cemil Baba da bu mekanlardan birisinde çalıyor. Hem enstrüman kullanıyor, hem solist, hem de birlikte çalıştığı Latin kökenli müzik grubunun şefi.

Grubun bir de tercümanı var. Genç bir Brezilyalı kadın… Genç ve güzel…

Eh bir de Latin oluşunu dikkate alın.. O derece yani.

Cemil Baba kadına hasta…

Günlerden bir gün uzunca bir sohbet sonrası kadını tavlamış.  Bir öğleden sonrasında evine götürmüş. Ateş ile barut bir araya gelince ne olursa o olmuş.

Cemil Baba akşamüstü traş olmak için hazırlanmış. Bir yandan da evde uzun süredir sakladığı bir şişe Alman şarabını yudumlamaya başlamış.

Şarabın hikayesi ilginç ama. O yıllarda Alman Büyükelçiliği Cemil Ağabeyimi her ay en az bir kez program yapmak için davet edermiş. Şarap da o programların birisinin sonunda Büyükelçi tarafından hediye edilmiş kendisine.

Bir kadeh kendisi içmiş, bir kadeh de kadına ikram etmiş.  Şarap çok koyu kıvamda imiş…

Derken birden bir uyku bastırmış. Traşını acele ile bitirmiş.

“Birkaç dakika kestirir, ondan sonra kalkıp gazinoya gideriz” diyerek yatağa uzanmış.

Zaten bekar evi Sıhhiye’de, mekan da Samanpazarı’nda.  Taksi ile iki dakikada varırız, diye geçirmiş aklından.

Bir müddet sonra uyanmış. Saate bakması ile fırlaması bir olmuş. Hemen tercüman kadını da uyandırmış. Ama o biraz zorlanmış toparlanmakta.

“ Kalk hemen… Programa 15 dakika var… Taksiye binip yetişiriz.”

Hafif bir baş ağrısına rağmen fırlamışlar ve bir taksi çevirmişler. Beş dakikada Samanpazarı’ndaki gazinoya varmışlar. Programın başlamasına 5 dakika varmış ve gecikmedikleri için de gayet rahat davranıyorlarmış.

Kulise geçerken patron önlerine çıkmış.

“ Cemil Bey geç kalmak sizden hiç beklemediğim bir şeydi. Neredesiniz kardeşim?”

Cemil Ağabey şaşırmış. Daha 5 dakikaları var.

“ Hayırdır patron? Bak daha beş dakikamız var. Bize beş dakika için mi sitem ediyorsun?”

Patron daha da şaşkın…

“ Ne beş dakikası Cemil Bey? Dün gece de yoktunuz. İki gündür neredesiniz?”

Cemil Bey çok daha fazla şaşkın…

“ Patron bırak şakayı yahu… Ne iki günü?”

Patron bu kez hem şaşkın, hem de hafiften kızgın..

“ Cemil Bey, dün gece neredeydiniz Allah Aşkına… Hem siz, hem de tercüman hanımefendi… İkiniz de yoksunuz iki gündür..”

Cemil Baba bu kez hem şaşkın, hem hafiften kızgın, hem de biraz korkmuş..

“Patron sizin nasıl şakacı olduğunuzu biliyorum, ama bu biraz aşırı olmadı mı?”

Patron sürüp giden bu atışmaya noktayı koyar…

“ Cemil Bey meraktan öldük. Dün geceden beri neredeydiniz? Ayrıca tercüman hanım da yoktu. Sizinle birlikte miydi yoksa?”

Cemil Baba toptan inkara gider..

“ Yok patron. Ben evdeydim. Bir kadeh şarap içtim. Hafiften dalmışım. Sonra uyandım, koşarak işime geldim.”

İşin aslı ortaya çıkar. Cemil Baba gerçekten de yanındaki kadın ile birlikte tam 24 saat uyumuştur. Hatta uyku ne kelime, adeta komaya girmişlerdir.

Nedeni de daha sonra anlaşılır.

İçtikleri şarap koyu kıvamdadır. Cemil Baba’nın dikkatini çeker, ama önemsemez. Birer kadeh, adeta reçel kıvamındaki şarabı yer gibi yaparak içerler.

Meğer şarap çok sert ve kıvamlıymış. Bırakın bir kadehi, bir tatlı kaşığı alıp kadehte sulandırarak içilmesi gerekirmiş. Daha fazlası, hele hele o kıvamda bir kadehi insanı bayıltır, hatta öldürebilirmiş de…

Cemil Baba ve tercüman hanım neredeyse canları ile kumar oynamışlar. Ucunda ölüm bile olabilecek bir riske girmişler.


Allah korumuş…

5 Aralık 2017 Salı

Turizmin Kıymetlisi Cemil Başargan Ağabeyim

Siz eğer rahmetli Cemil Başargan Ağabeyimizi tanımadıysanız…

Hakkında bir şey bilmiyorsanız, çok şey kaçırmışsınız, demektir.

Bu kadar da iddialı konuşuyorum…

Sanıyorum rahmet istedi.

Sevgili Cemil Başargan Ağabeyimiz geldi aklıma.

1991 ile 1994 yılları arasında Bolu Abant Palace Otelinde birlikte çalışma şerefine nail olmuştum. Sağ olsun, ondan insanlık, müzik, sanat ve kültür adına çok ders aldım.

Cemil Ağabey Otelin müzisyeni idi. Akşam yemeklerinde piyanosu ile konuklara müzik dinletisi sunardı. Ne de güzel çalardı rahmetli…

Türkiye’de gerçek İstanbul Beyefendilerinin en son örneği idi ve ben son demlerinde onu tanıma bahtiyarlığına eriştim.

Muhteşem bir müzik yeteneği… Muhteşem bir ses…

Gözlerden, kulaklardan adeta fışkıran bir zeka.

Her zaman tam zamanında gediğine konulan taşlar… O bambaşka idi. Buram buram zeka ürünü esprileri ile kırar geçirirdi hepimizi.

Kalmadı öyleleri artık.

Hangi anımı anlatsam ki..

Bir akşam o harika otelin restoranında kalabalık bir müşteri grubuna piyano ile klasik müzik çalmakta ve inceden de sözlerini mırıldanmaktadır…

Şans işte… O hafta sonu otelin müşterileri farklıdır. İstanbul ve Ankara’dan gelen, rafine tatil zevklerine sahip seçkin misafirler yoktur.  O hafta sonu bir yedek parça şirketi oteli tamamen kapatmıştır ve bütün Anadolu’dan gelen bayilerini ağırlamaktadır…

Yedek parçacıları tenzih ederim.

Ama, içlerinde, Abant gibi nezih bir coğrafyada ve gerçekten de saray gibi bir beş yıldızlı otelde tatil yapmayı bilmeyen birçok görgüsüz de vardır.

Bir tanesi muhteşem bir Mozart klasiğinin tam orta yerinde bağırır;

“ Hele Babam bırak şu tıngır mıngır şeyleri… Hele bi çiftetelli döktür de oynayak şurada”

Cemil Ağabey yıllardır müzik yaptığı Abant’ta ilk kez duymaktadır böyle bir narayı.. Şok olur. Neredeyse yarım asırdır Türkiye’de sanat yapmaktadır. Hiçbir yerde böyle bir kabalık ile karşılaşmamıştır.

Kulakları uğuldamaya başlar…

Gözlerinde birkaç damla yaş patlamaya hazır bombalar gibi toplanır…

Söylemekte olduğu şarkının sözleri aklından uçup gider.

Sonra..

Yaşından beklenmeyen bir çeviklikle sahneden hışımla iner. Doğruca bu kaba müşterinin yanına gider. Masada koca bir kase cacık vardır.

“ Seni saygısız adam” diyerek bir kase cacığı adamın kafasına boca eder.

“ Senin gibi bir hıyara böyle cacık iyi gider”…

Otel yönetimi araya girer. Grubun liderleri adamı restorandan çıkarır. Birkaç bağırış, çağırış sonrasında ortalık sakinleşir.

Cemil Ağabey müziğe devam eder.  Yaklaşık 1 saatlik programını bitirir.

Odasına çıkar.

Tedirgindir.

Müşteriye yaptığı hareket nedeniyle ceza alacağını tahmin etmektedir. Sabaha kadar gözüne uyku girmez. Bir taraftan da tepkisinin biraz fazla mı kaçtığını düşünür.

Sabahı zor eder…

Kalkar, temizliğini yapar ve kahvaltıya iner…

Kahvaltı salonundan girer girmez müthiş bir sürpriz ile karşılaşır.

Orta yaşlarda, çok şık ve duruşundan kalitesini yansıtan bir adam kapının hemen az ilerisinde, elinde bir buket çiçek ile beklemektedir.

Son derece saygılı bir tavır ile Cemil Ağabeye yaklaşır.

“ Dün akşamki kabalık için sizden hem arkadaşımız, hem de şirketimizin buradaki bütün misafirleri adına özür dilerim.”

Cemil Ağabey şoktadır. Susar kalır.

Adam şirketin yönetim kurulu başkanıdır. Bayiler toplantısına bir gün gecikmeli olarak, o sabah katılmıştır.

Gelir gelmez akşam yaşanan tatsızlık raporlanır. Başta kafasına cacık kasesini yiyen görgüsüz olmak üzere, hemen herkes Yönetim Kurulu Başkanının kıyametleri kopartacağını ve Cemil Ağabeyden bu hareketinin hesabının sorulmasını isteyeceğini beklemektedir.

Gerçekten de olay anlatılır anlatılmaz öfkelenir.

Ama Cemil Ağabey’e bu saygısızlığı yapan bayisine… Zaten adam da bu olayı kendisine şikayet edenler arasındadır.

Yardımcısına döner;

“ Beyefendinin bayilik sözleşmesini iptal edelim.  Sanata ve sanatçıya saygısızlık yapan benim şirketimin toplum nezdindeki itibarını zedeler. Benim için sanat ve sanatçı şirketimin menfaatlerinden daha önce gelir.”

Ortalığı derin bir sessizlik kaplar.

Görgüsüz müşterinin gözleri fal taşı gibi açılmıştır. Ağzını açıp tek kelime söyleyemez.

Şirketin sahibi yardımcısına hemen bir buket çiçek hazırlatması talimatını verir.

Konu kapanmıştır.

Kapıya yakın bir masaya oturur, Cemil Ağabeyi beklemeye başlar.

İçeri girer girmez de hemen yanına gider ve özürleri ile birlikte çiçeği verir.

“ Cemil Bey, rahmetli Babam Ankaralıdır. Sizin müziğinizin hastası idi. Bizi de, başta siz olmak üzere, ülkemizin gururu sanatçılarımızın müzikleri ile büyüttü. Sizler Türkiye’mizin aydınlık yüzlerisiniz. Saygılarımı ve özürlerimi kabul edin.”


Cemil Ağabey susmuş. Sadece birkaç damla gözyaşı ile cevap vermiş.