Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2020 Salı

Tatil Tercihlerinde Keskin Değişikliklere Dikkat

2021 sezonuna umut ve heyecan ile hazırlanıyoruz.

Ama…

Gelecek seneden itibaren tatilcilerin alışkanlıklarında kökten değişimlerin yaşanmasına kendimizi ve işletmelerimizi hazırlamamız gerekiyor.

Bu değişim ani olmayacak, zamana yayılacak ve birkaç dönem sonra insanların çok farklı tatil tercihleri yapacağına tanık olacağız.

Batı Avrupa’da yapılan araştırmalarda, çevre faktörünün tatil kararlarını etkileme oranı büyük bir artış gösterdi. Bu işletmeler için bir sinyal olmalıdır.

Seyahate çıkacak olanlar aşağıdaki başlıklarda hassas olacaklar

Kişisel güvenlik

İşletmelerin temizliği ve hijyeni

Çevreye saygı

Sunulan yemeklerin sağlıklı olması

Daha fazla eğlence ve aktivite

Bu konuda özellikle Batı’da güçlü bir akımın başladığını söyleyebiliriz. Yapılan anketler genellikle sağlık, güvenlik ve çevre konusunda yüksek bir hassasiyete işaret ediyor.

İngiltere’de, gelecekteki tatillerinde çevreye saygılı destinasyonları ve işletmeleri tercih edeceğini söyleyenlerin oranı yüzde 77 oldu.

Batı Avrupa’da tatilcilerin yaklaşık yüzde 49’u, Covid19’un seyahat sektörünün çevreye olan etkileri konusunda bir farkındalık yarattığını söyledi. Yüzde 18 ise, toplu karantinada doğal hayatın iyileşme belirtileri göstermesini sevinçle karşıladıklarını belirterek, bundan böyle daha çevre dostu tatillere yöneleceklerini söylediler.

Temel pazarlardan İngiltere’de neler oluyor?

2000 İngiliz ile yapılan bir anket, genel tatilci eğilimi hakkında önemli ipuçları veriyor. Covid19 pandemisine bağlı karantina süresince denizlerde ortaya çıkan temizlik ve doğadaki iyileşmeler insanların çevre konusundaki hassasiyetini arttırmış görünüyor.

Başta İngiltere olmak üzere, Batı Avrupa, bundan böyle çevreye duyarlı, hassas ve sürdürülebilir turizme daha çok ilgi gösterecek.

Batı Avrupa’yı kapsayan bu ankette sorulan sorulardan bir tanesi;

“ Sizi, bundan sonraki seyahatlerinizde çevreye daha hassas olmaya iten neden nedir?”

Büyük bir çoğunluk temel sebep olarak Covid19’u belirtti. Yüzde 18 vahşi hayattaki toparlamaya özellikle vurgu yaptı. Yüzde 15 ise seyahat yasakları döneminde hava kirliliğindeki düşüşü önemsediğini belirtti. Yüzde 14 ise Covid19’un kendilerini hayata ve çevreye daha saygılı olmaya yönelttiğini ifade etti.

Bunların dışında, bazı başka etkilenmeler de aşağıdaki gibi oldu;

Online etkileyiciler yüzde 9

Medya yüzde 8

Yardım kurumları yüzde 7

Çevre ile ilgili protestolar yüzde 7

Sosyal medya yüzde 4

Politikacılar yüzde 2

Öte yandan, Batı Avrupalıların yüzde 25’i gelecek yıllarda tatil için ülke içini tercih edeceğini vurguluyor. Katılımcıların yüzde 25’i ise daha seyrek tatile çıkacağını belirtiyor.

İstatistiklerin açılımı aşağıdaki gibidir,

İşletmenin enerji tüketimine bakacağım - yüzde 26

Tatil için ülkemi tercih edeceğim -  yüzde 25

Daha az tatile çıkacağım -  yüzde 25

Ulaşım için toplu taşımayı tercih edeceğim - yüzde 21

Uçak seyahatlerimi azaltacağım  - yüzde 21

Uzak bölgelere tatile gitmeyeceğim – yüzde 20

Seyahat için daha hafif bagajlar yapacağım – yüzde 19

Çevre dostu tesisleri tercih edeceğim – yüzde 17

2021 için öne çıkan olasılıklar

Gelecek yılın hayata ve turizme ne getireceğini tahmin etmek güç olsa da, bazı ihtimalleri analiz etmekte yarar var. 2020’nin bize verdiği en büyük ders, aklımızı kullanmak ve her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olmak ve esneklik sağlamaktır.

Konu seyahat sektörü olduğunda, önceliğimiz uyumlu ve açık fikirli olmaktır.

Seyahat trendleri doğar ve kaybolur. Ama Dünya yavaş yavaş toparlanırken ve sınırlar açılmaya başlarken, insanların seyahat tutkusu yeni bir anlam kazandı. Seyahat severler 2021’de farklı seyahat planları yapmak durumunda kalacaklar.

2021 turizm sektörüne neler getirecek?

Dikkatli ulaşım

Gelecek yıl uçuşlar çok daha zor ve dikkatli olacak. Birçok havayolu koltuk sayısını azalttı. Birçok uçuş noktasını planlamadan çıkardı. Uçuş sayılarında da esaslı bir indirime gitti. Bununla da yetinmeyen şirketler uçuşlarda sağlık ve hijyen için bir çok önlem geliştirdiler.

Bundan böyle seyahate çıkmadan önce otoritelere göstermek üzere, yeni yapılmış bir Covid19 testinin negatif sonuçları da zorunlu hale geldi. Medicspot gibi firmalar seyahat edeceklere Seyahate Uygundur belgeleri vermeye başladılar. 2021’de insanların uçuşlarını rahatlatmak ve stresi gidermek için böyle uygulamaların artacağını göreceğiz.

Otoritelerin talepleri kadar, uçuşta hijyen isteyen yolcuların talepleri de etkin olacak. Yolcular uçaklar kadar, otobüs, tren gibi vasıtalarda da sosyal mesafe, maske ve her türlü hijyen önleminin alınmasını şart koşacaklar.

Açık Hava ön plana çıkacak

2021’de seyahat severler hem insanlardan hem de kalabalıklardan uzakta olmayı tercih edecekler. Bu nedenle açık hava tatilleri ön plana çıkacak. Karantinalar ve toplu kapanışlar nedeniyle haftalar ve hatta aylarca evlerde kapalı kalan insanlar, 2021’de tabiatın davetine uymak için çok hevesli olacaklar.

2021, temiz havanın, doğal olanın zirve yapacağı bir yıl olacak. İzlanda’nın ücra bölgeleri, Norveç kırsalı, Balkanların ve Türkiye’nin yaylaları tercih edilecek. Macera arayanlar, doğaseverler şehirleri bypass edecekler. Kamp gezileri, kayak, ıssız ada tatilleri patlayacak.

Küçük seyahat grupları ve mahremiyet

2021 ve sonrasında aile ve yakınlar ile birlikte olma eğilimi güçlenecek.

Pandemi, insanları birbirinden uzak tuttu. Hasta olanlar ya da bulaşma şüphesi olanlar ailelerinden uzak kaldılar.

İnsanlar hem fiziksel hem de duygusal olarak kendi dünyalarına hapsoldular. Bu nedenle, koşullar düzeldiğinde, aile ve yakınlar ile birlikte zaman geçirme eğilimi güçlenecek. Birlikte tatile çıkma planları baskın olacak.

2021, özel turların, kaçırılan balayı tatillerinin, yıl dönümleri gezilerinin yılı olacak.

Yerel ve yerli

2020’de, Batı’da ‘ staycation’ olarak ifade edilen yakın yörelerde tatil anlayışı yaygınlaşmıştı. Sınırların kapanması ve seyahatin zorlaşması insanları kendi şehirlerinde ya da yakınlarda tatile zorlamıştı.

Bu tatiller insanları mutlu etmek için yeterli oldu. Şimdi ilginç bir gelişme var. İnsanlar, vicdani gerekçelerle yerel işletmeleri desteklemeyi tercih etmeye başladılar. Buna gelecek yılın seyahat planları da dahildir.

Airbnb, yaz boyunca geliştirdiği ortak projeler ile Dünyanın hassas destinasyonlarında, yerel seyahati ve ekonomik büyümeyi desteklemeyi amaçlayan adımlar attı.

Başarılı olan bu adımlar insanların paralarını harcama noktasında daha seçici olduklarını gösteriyor.

Seyahat severler artık paraları ile neyi destekleyecekleri noktasında çok daha hassas hale geldiler. Bu da, büyük ihtimalle yeni ve güçlü bir trend olacak.

Sürdürülebilirlik ve sağlık

İklim değişikliği ve küresel ısınma artık Dünyanın önündeki en sıcak gündem maddesi oldu.

Tatilciler sosyal sorumluluk ve sürdürülebilirlik konularında çok hassas hale geldiler. Çevre koruma adına verilen molalar, gönüllülük turları, çevre dostu tatiller artık herkesin aklında.

Giderek daha fazla sayıda insan tatil yaparken çevreye olumlu etki yapacak alternatifleri aramaya yöneldi. Bunlar arasında, çöpünü en aza indirme, karbon ayak izlerini azaltma, paylaşım ekonomisine yönelme gibi adımlar var.

2021 - Akıllı Seyahat Yılı

Buraya kadar okuduklarınız, gelecekte tatilinizi planlarken aklınızda tutmanız gereken seyahat trendleridir. Gelecek yıl da dahil olmak üzere, kimseler geleceğin neler getireceğini tam olarak tahmin edemiyor. 

Buna karşın 2020’nin bize verdiği dersler var. En azından aklımızı daha çok kullanmayı ve her olasılığa karşı yeterince esnek olmayı öğrendik.

Uyumlu olmalıyız. Daha da kötü senaryolara karşı mental hazırlık yapmalıyız.

Özellikle tatiller için geniş bir açıdan bakabilmeliyiz. Hem destinasyonlar hem işletmeler ve hem de tatilciler sağlık ve güvenliği daima ön planda tutmalılar.

 

 

9 Temmuz 2020 Perşembe

Potansiyel müşterinize cesaret verin


Bakın, dost acı söyler…
Çoğunuz o dosta ilk başta kızarsınız.
Ama sonuçta hep haklı çıkar.
Bu günün teşhisini doğru yapalım. O zaman tedavi de doğru olur.
Hemen.. Şimdi.. 2020 öncesi iş yapma yöntemlerinizi gözden geçirin. Bu günün gerçeklerine uymayanları hemen iptal edin.
Bu günün gerçeklerini doğru anlayabilmek için de, gözünüzü dışarıya çevirin. İnsana odaklanın. Piyasaları gözlemleyin. Okuyun. Araştırın.
İnsan ile turizm arasındaki ilişkinin yavaş yavaş dönüşmeye başladığını göreceksiniz.

Neyse ki Dünya toparlanıyor.

İkinci dalga korkusu arada bir ortalığı geriyor olsa da, Dünya yeniden toparlanıyor. İnsanlık bu büyük krizin de üstesinden gelmek üzere. Bunu baştan belirtelim.
Turizmciler artık rezervasyonlarda artış bekliyor. Turizmin ana pazarlarını oluşturan ülkeler sınırları açtı. Şimdi yükselen bir seyahat trafiğini bekleyebiliriz.
Buna karşılık bir yanılgı da hızla yaygınlaşıyor. Turizmciler artık çok keskin bir rekabet olmayacağını düşünüyorlar. Böyle düşünmek insanı yanılgıya götürür.

Merak etmeyin. Rekabet, hem de bütün acımasızlığı ile orada

Şimdi otelinizi farklılaştırmak için her zamankinden daha fazla çaba harcamalısınız.
Ürününüzü eski usullerle pazarlayamayacağınız kesin. Pandemi öncesinin söylemleri tatilciyi ikna etmek bir yana, itebilir de…
O halde, potansiyel müşterilerinize öncelikle bir ‘ Hoş geldiniz Paketi’ hazırlamalısınız. Bu paket bir nevi ‘ nerede kalmıştık?” sorusuna da güncel bir cevap niteliğinde olmalı.
Geçmişte en iyi yaptığınız işleri ve ürünleri kapsayan bir paket olmalı. Pandeminin insanların zihnine ektiği kuşku tohumlarını kurutacak güveni vermeli.
Aradan geçen zamanda insanlar için hangi farklı deneyimleri hazırladınız ise, onları da birer seçenek olarak pakete dahil etmelisiniz.

Yeni dönemin üç temel yasası

Ama hepsinden önemlisi, artık şu zorunlulukları birer anayasa maddesi olarak işletmenizin yönetim sistemine kaydetmelisiniz;
Hiçbir hata olmayan temizlik
Sosyal mesafe
Temassız bir çevrede, dokunmadan hizmet
Bütün bunlar için yeni prosedürler kodlamalı, ekibinizi yeniden eğitmeli, donanımlı ve heyecanlı çalışanlarla birlikte yeni modeli kurmalısınız. Yeni teknolojiler bunun için çok değerli fırsatlar sunuyor. Bunları değerlendirin.
Merak etmeyin. Bu alanlarda yapacağınız bütün yükseltmeler sizin güçlü birer pazarlama silahınıza dönüşecektir. Sadık müşterilerinizin bağlılığı devam edecek, endişeli müşterilerinizin de kafalarındaki sporu işaretleri giderilmiş olacaktır.
Bir başka husus da şudur; toparlanma döneminde gelirleriniz için en güçlü kaynak iç turizm olacaktır. Bu nedenle ilginizi, enerjinizi ve kaynaklarınızı buraya yoğunlaştırın. 
Anketler, insanların uçak seyahatlerine mesafeli olduğunu gösteriyor.
Otomobil ve tren seyahatlerin olan ilgi yükselişte görünüyor. Bunu avantaja çevirin. Yakın ve orta uzaklıktaki yörelerde tanıtım ve pazarlamaya odaklanın.

Bir gerçek daha var. Güven.

Eğer bunu işletme anlayışınızın en tepesine yerleştirmezseniz, geçmiş olsun. Güven, hijyen ve temizliğin ardından gelen bir başka faktör ise, değer olacak. Buna anlayış gösterin.
İnsanlar bu dönemde paralarını her şeyden ve herkesten kıskanacaklar. Bu nedenle, harcadıkları para ile hak ettikleri değeri aldıklarına inandıramazsanız, onları sonsuza kadar kaybedebilirsiniz. Bu konuda da karşımıza çıkan çok engel var.
Bu gün itibarıyla, Dünyanın her tarafında insanlar işten çıkarılıyor, izne ayrılıyor ya da daha az bir maaşa razı olmaya zorlanıyorlar. Onlar daha geçen yıl turizm sektörünün hatırı sayılan ve önemsenen müşterileri idi. Bu yıl koşullar değişti.
İnsanlar, henüz para harcamak için yeterli motivasyona ve nedene sahip değiller. Güçlü bir tasarruf zihniyeti piyasaları boğuyor.
Buraya kadar sunduğumuz motivasyon önerileri ışığımda bazı somut adımlar paylaşalım.

Bu adımları atın ve doğru mesajları hazırlayın.

Uzun bir boşluk oldu. Zamanı iyi değerlendirdiniz. Otelciliğe bakış açınız değişti. Tesisinizi güvenlik ve hijyen temelinde yeniden dizayn ettiniz. Bunları toparlayın, yeni bir mesaj olarak eski müşterilerinize sunun.
Eski konuklarınıza, onları şımartmaya hazır olduğunuzu söyleyin. Değeri yüksek paketlerin içine, yatakta kahvaltı, farklı snackler, değişik içkiler, kişiye özel hizmet ve ürünler ekleyin. Otele girişlerini, çıkışlarını kolaylaştırın.
Coronavirüs nedeniyle almış olduğunuz önlemleri, yeni temizlik protokollerini, kullanılan sağlık dostu temizlik ve dezenfektan ürünlerini, aldığınız özel ve resmi sertifikaları, hepsini müşterilerinizin kolayca anlayacağı dilde anlatın.
Mutfaklarda, insan eli değmeden gıda hazırlama ve sunma prosedürlerini geliştirin. Teslimat, depolama, hazırlık, pişirme ve sunma süreçlerinde hijyen ve temizliğin hayati önemde olduğunu asla unutmayın. Açık büfe olabilir, ama insanların hiçbir şeye dokunmasına izin vermeyin.

Temas yok.. Temas yok

Güvenlik, Önbüro, misafir ilişkileri başta olmak üzere, mümkün olan bütün alanlarda teması en aza indirecek teknolojileri uygulayın.
Misafirlerin cep telefonu oteldeki tüm zamanlar boyunca en önemli yardımcıları olmalıdır. Bunun altyapısını hazırlayın.
Otele giriş öncesinde misafirin aklında soru kalmamış olmalıdır. Bunun yolu da güçlü ve donanımlı bir çağrı merkezinden ve etkili ve doyurucu bir websitesinden geçer.
Tesisinizi yorgun bedenlere ve kafası karışık insanlara bir inziva yeri olarak sunun.
İşletmeniz büyük olsa da, bu sezon için aşırı yoğunluğa yönelmeyin.
İnsanlara geniş alanlar bırakın. Aileler eğlenirken, yemekte, sahilde, denizde, barlarda kendilerine tahsis edilmiş geniş alanlar bulabilsinler.

Bu durum riskleri de azaltacaktır.

Konukları odalarına yerleştirirken arada birer tane boş bırakmak akıllıcadır. Hatta kullanılmış bir odayı bir gün boş bırakmak daha da garantili bir önlem olur.
Otellerinizi düşündüğünüz kadar, yakındaki esnafı ve çarşıyı da dikkate alın. Konuklarınızı şehre gitmeye ve insanlarla iletişim kurmaya cesaretlendirin.
Kentinizi de düşünün.
Kent batarsa, siz ayakta kalamazsınız

15 Nisan 2020 Çarşamba

COVİD-19 Sonrası Turizm için bir risk analizi


Kriz fırsat demektir.
Bu klişe cümleyi, dini imanı para olan endüstriyel kapitalizmin amentüsü misali bir yaklaşımla tekrarlamıyorum. Krizden nasıl rant üretilir sorusu ile ilgisi yok.
Yaşanan krizin, etik fırsatlar getireceğine inanıyorum
Bu kriz, insanoğlu için yeni gereksinimler ortaya çıkaracak. İnsanların birçok konuya bakış açısı kökten bir değişime uğrayacak. Doğa, önünde diz çöküp bir kez daha af dileyen insanoğluna kayıtsız kalamayacak, son kez bağışlayacak.
İnsanlar evlerde geçirdikleri zaman zarfında çok okumuş, çok öğrenmiş, çok tazelenmiş olacaklar. Dünü, bugünü ve yarını farklı değerlendirecekler.

***
Madde ve mana terazisi dengeye gelecek

Çalışmaya, dinlenmeye, tatile, tüketime, beslenmeye ve ilişkilere daha insani anlamlar yüklemeye başlayacaklar. Madde ile mana terazisi dengeye gelecek.
Yaşanmakta olan devasa izolasyon, genç yaşlı herkesi, yaşamı sorgulamaya yönlendirecek.
İnsanoğlu, hayatın sadece çalışmaktan ibaret olduğu şartlanmasını kıracak. Kendisine daha çok zaman ayırması gerektiğini keşfedecek. Max Weber denilen kapitalizm kuklasının geliştirdiği Protestan iş ahlakı tarihin çöp tenekesini boylayacak.
Tatil kavramı zihinlerde daha geniş bir alana yayılacak. Bu kavramın sınırları genişleyecek.
Muhtemelen, yılda bir kez çıkılıp, daha ne olduğunu anlamadan, yorgun argın eve dönülen bir angarya olmaktan çıkacak.
Deniz, güneş ve kum önemini korumakla beraber, daha rafine tatil seçenekleri yükselecek.
Yine muhtemelen, daha uzun süreli tatiller yılın 12 ayına dağıtılacak.

***
Bu gün itibarıyla insanların gündeminde tatil yok.. Ama

Şimdi, bütün Dünya, öncelikle canını kurtarmanın derdinde ve herkes evine kapanmış durumda, bir müjde borusunun çalmasını bekliyor.
Can derdinin yanı sıra,  bir gelecek kaygısı zihinleri cehennem ateşi gibi yakıyor.
Evlere kapanmış aileler, giderek bütün benliklerini kuşatan bir can sıkıntısı yaşamaktalar.
Bu güne kadar hep çalışmış, üretmiş, eğlenmiş, gezmiş, tozmuş, dostları ile zaman ve mekan paylaşmış insanlar, şimdi, kendilerine giderek daha dar gelen evlerde patlamamak için çareler arıyorlar. Öfke ve bunalım nöbetleri geçirenlerin sayısı giderek artıyor.
Şu aşamada tatil insanlara dağların ardımda bir hayal gibi geliyor..

***
Burada biraz mizah yapalım.

İnsanlar bu güne kadar hiç eğilmedikleri kimi becerilerine yüklenmiş durumdalar. Can sıkıntısı herkesi yaratıcı işler yapmaya yöneltiyor.
Kimi mutfak becerilerini geliştiriyor.
Kimi ekmek, pasta, simit alanında uzmanlaşmış.
Kimi ise, körelmiş müzik yeteneklerini parlatıyor.
Şiire saran var.
Hikaye yazan var.
Anılarını kaleme alan var.
Örgü ören bile var.
Laf aramızda, bütün bunlara zaman ayıranların, satranç, briç gibi beyin sporlarına pek ilgi duymamaları da oldukça şaşırtıcıdır.
Oysa satranç ve briç antrenmanı zihnin keskin taraflarını biler.

***
Sadede gelelim; Turizmin geleceği ne olacak?

Genelde turizm ve özelde otelcilik için herkesin kafasında sorular var.
Dünya virüs saldırısını atlattıktan ve hayat normale döndükten sonra, otelciliği nasıl bir süreç bekliyor? Özellikle tatil otellerinin kaderi ne olacak?
Otelcilik yaşayacak mı?
Tatil ve genelde konaklama için farklı seçenekler mi ortaya çıkacak?
İzolasyon ve sosyal mesafe yaklaşımı, bir refleks olarak bilinçaltımıza kodlanıp varlığını devam ettirecek mi? İnsanlar, seyahat ve tatillerde, toplu modeli bypass edip bireysel seçeneklere mi yönelecekler?
Tatil, eğlence, beslenme, tatil aşkları, velhasıl bir bütün olarak sistem nereye savrulacak?

***
Bu soruyu objektif bir bakış açısı ile cevaplandıralım.

Bütün bu sorulardan önce gelmesi gereken başka bir merak konusu var.
Bu soruların doğru cevapları, bir başka sorunun cevabında saklı aslında…
Otelcilik, bu konsepti ile devam edecek mi?
İnsanlar, başta tatil olmak üzere, sağlık, iş, spor, sanat merak vb nedenlerle seyahat etmek için yeterli neden ve motivasyona sahip olacaklar mı?
Bu soruyu cevaplandırdıktan sonra ikinci soruya geçebiliriz.
Başta deniz güneş ve kum olmak üzere, Türkiye’mizin turizm bölgeleri gelecekte de tatilci çekecek mi? Deniz, güneş ve kum cazibesini sürdürecek mi?

***
Hepimizi rahatlatacak cevabı baştan verelim; Evet.

2020 kış aylarının insanlığa yaşattığı gerginlikler ve korkudan sonra, tatil, insanlar için zorunlu bir terapi gereksinimi olacak.
İnsanlar aylarca tıkılıp kaldıkları evlerden, kent ve kasabalardan kurtulup, farklı mekanlarda, farklı ülkelerde, bir hafıza detoksu yapmak için can atacak.
Doktorlar, psikiyatristler hastalarına sıcak bölgelere tatile gitmeyi tavsiye edecek.
İŞ dünyası, kopan bağlantıları ve kanalları tamir etmek için her zamankinden daha çok seyahate çıkacak. Büyük bir trafik patlayacak. Şehir otelleri ayağa kalkacak.
Yaşamın temel taşı, D vitamini. En kolay yol bol bol güneşte kalmak. Stresten bunalıma girmiş Kuzey halkları Akdeniz’in güneşine, adeta ibadete gelir gibi koşacaklar.
Sadece sahiller değil, doğanın her bir parçası gezginlerin seyahat ajandasına girecek.
İnsanlar iş, dinlenme ve seyahat üçgeninde, en çok zamanı ve kaynağı seyahate ayırmaya başlayacaklar. Keşif merakı tavan yapacak.
Dolayısı ile pazar daralabilir. Ama bitmez.

***
Ama tatilden ve otellerden beklentiler farklılaşacak

Baştan belirtelim. Sistemler küçülecek.
Yüzde yüz denetlenebilir boyutlara inecek.
Yaşanan krizin insan beynine kodladığı en büyük ihtiyaç hijyen ve temizlik olacak.
Bu iki kavram, insan zihninde, dikkat aşamasından takıntıya kadar uzanan bir skalada kendisine yer bulacak.
Zira minicik bir virüs insanlara sağlığını korumak için hijyenin ne kadar önemli olduğunu facia boyutuna varan derslerle kanıtlamış oldu.
Artık, her insanın önceliğinin, virüslere karşı güvende olmak ve hastalanmamak olduğunu bilmek gerekiyor. İnsan son virüs salgınından dersini aldı.

***
Geçmiş pazarlama cümlelerini unutun

Artık reklamlara, afişlere, broşürlere bol bulamaç serpiştirdiğiniz, özgüven patlamasının bir ürünü olan tesis övgülerini unutmanız gerekecek.
Pazarlama çalışmasına “ Bizim otelimiz…” klişesi ile başlayanların ve rakiplerinden üstün olduğunu kanıtlamaya girişenlerin ağızlarının tam ortası fırıncı küreğinin hedefi olacak.
Artık müşteri konaklayacağı oteli seçerken dikkat edeceği kriterlerin en başına hijyeni ve temizliği yerleştirecek. Müşterisine yüzde yüz hijyen güvencesi veren oteller kazanacak.
Pazardaki bu yüksek hassasiyeti doğru okuyan ve bu konuda yeniden yapılanmayı en önce başaran oteller güven kazanacak.
Hijyen artık hayati bir kavram ve bunu ilk sahiplenen oteller bu alanda lider olacak.

***
En önemli özellik- Hijyen

Otellerde hijyen kavramının anlamı, kapsamı, etkisi tamamen değişecek.
Bu kavram otelciliğin temel etkinliklerinden birisi olacak. 
İşletmede bir hijyen sorumlusu istihdam etmek ve bütün bu alanı ona emanet etmek yeterli bir politika olmayacak.
Virüs çok acı bir şekilde öğretti.
Otellerde hijyen alanı mutlaka güçlü ve organize bir yapıya emanet edilmeli.
Artık bu iş olağanüstü bir bilgi ve detaylara dikkat gerektiriyor.  Esasen otellerde bir Hijyen Departmanı oluşturmak bile tartışılmalı.

***
Kitle turizminin geleceği ne olacak?

Kişiye özel hizmetin ön plana çıkacağı bir döneme giriyoruz.
Bu itibarla, otellerde çok kalabalık restoranları ve herkesin elini süreceği açık büfeleri bir kez daha düşünmekte yarar var.
Yaşanan bu acı deneyimden sonra insanların çok kalabalık restoranlarda, barlarda bir arada olmak istemeyeceğini şimdiden öngörmek gerekiyor.
Büyük otellerimizde ortak kullanım alanlarını küçültmek bu soruna bir çözüm olabilir.
Restoranlar bölünür. Masaya ve kişiye özel servise geçilebilir.  Bunun formülü bulunabilir.
Alakart siparişler için teknoloji kullanılmalıdır. Müşteriler gerek odalarındaki TV’lerden ve gerekse telefonlarındaki uygulamalardan sipariş verebilirler.
Hijyen- Bu 6 harflik kelime işin anahtarı olacak
Müşterinin aklında, rezervasyon aşamasından oteldeki odasına girene kadar en öncelikli soru hijyen olacak. Zihni devamlı olarak bu hususu sorgulayacak.

***
Her malzemeye mutlaka hijyen standardı getirilmeli

Müşteri hizmetine sunulacak bütün malzeme hijyenik uygulamadan geçtikten sonra özel ambalajlarda sunulabilir.
Bu malzemeler, odalara konulacak buklet, havlu, oda tekstili başta olmak üzere, yiyecek ve içecek ünitelerindeki çatal, bıçak, bardak, her şeyi kapsar.
Müşterinin tatil boyunca temas edeceği her şeyde yüzde 100 garanti verilebilmelidir. Her malzeme 100% hijyen garantisi ile kullanıma sunulmalıdır.
Bir sonraki yazıda, otellerin atması gereken somut adımları anlatacağım.
Öyle görünüyor ki, mesleki hafızamızda biriktirdiğimiz ne varsa hepsini çıkarıp, günümüzün gerçekleri ile temizleyip tekrar kullanıma sokmamız gerekecek.
Tepeden en alta kadar her otel çalışanı kendisini yenilemeli. Mesleki hassasiyetlerinin en başına hem kendisinin, hem çalışma arkadaşlarının hem de müşterisinin sağlığını koymalı.
Oteller artık birer biyolojik, kimyasal ve zihinsel arınma merkezine dönüşmeli.