kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2015 Pazartesi

Yunanistan’a Türkiye'den Turizm Bakanı

İlginç bir yazı daha kaleme almışım bundan 5 yıl kadar önce. İtiraf edeyim, epey de haklılık payı olan ve bugünleri haber veren bir yazı olmuş.

Buyurun, tepe tepe okuyun...

Konu ile ilgili olarak iki görsel paylaştım. Ege’de hangisini görmek isterdiniz?



Tercih sizin.

*******
Bazı turizmciler Yunanistan turizminin krizde olmasından bir sevinç payı çıkartıyorlar, bunun Türkiye’ye yararlı olduğunu düşünüyorlar.

Gerçekten de öyle midir, bunu tartışalım…

Düz mantıkla düşünürsek, “ Avrupa’nın belirli bir seyahat kitlesi var, Yunanistan’ı tercih etmeyen doğal olarak Türkiye’ye yönelecektir” diyebiliriz.


Fizikteki bileşik kaplar teorisi gibi…

Ama küresel ekonomi fizik kanunlarına göre işlemiyor ki.

Çin, parası yuan ile kafasına göre oynayabiliyor mu?

Ya da BP bütün dünyayı karşısına alıp “ sızıntı olan kuyu benim, ben zarar ediyorum, size ne oluyor?” diye babalanabiliyor mu?

İki asır önce insanların, işletmelerin, sistemlerin bütün marifetlerini 15-20 kilometre içinde sergilediği bir ekonomik yapı yok artık.

Dünya bir bütün…

Dünya artık tıpkı bir insan bedeni gibi yekpare…

Bedenin bir noktasındaki minicik bir sivilce bütün bedeni ateşlere atabiliyor.  Dünyanın minicik bir köşesindeki hafif bir arıza da yerküreyi ateşe sarıyor.

Bir tarafın krizi, acısı diğer tarafın kazancı, mutluluğu diyemiyoruz artık.

Sadede gelelim; Yunanistan’daki kriz derinleşirse…

Turizmi devreden çıkarsa…

Finans krizi topyekün bir iflası tetiklerse…

Maaşlar, dış ve iç borçlar ödenemez, tesisler kapısına kilit vurur, üretim biterse…

Bu tehlikeli gelişmelerin etkisi Ege ile Adriyatik arasına sıkışmış bu minik ülke ile sınırlı kalır mı sanıyorsunuz?

Politik açıdan bakın.
Ekonomi açısından bakın.
Sosyal açıdan bakın.

Bölgenin jeostratejik realitesi açısından düşünün.

Dünya’nın yaşadığı faşizm deneyimini hatırlayın. O acı deneyimler gösterdi ki, açlık faşizmin ebesidir. Açlık her insanın dnasında gizli yok etme güdüsünün prangalarını çözen anahtardır.

Başıboş, aç, umutsuz kitleler, hele bir de en hassas yerlerinden, ırkçı/ulusal damardan yakalanırsa, birkaç hafta içinde olacakları tahmin bile edemezsiniz.

Bu, muhtemel sürecin politik yönüdür.

Ya ekonomik açıdan neler olur?

Batısı ve Doğusu ile Dünyanın Yunanistan ekonomisine yaptığı bütün yatırımlar batar. Küresel finans piyasalarında Yunanistan bonoları, tahvilleri tuvalet kağıdına döner.

Zaten suni teneffüs ile şişirilmiş bütün borsalar iğne batırılmış balon misali patlar.

Sadece Yunanistan ya da Türkiye borsaları değil, New York, Tokyo, Londra, Pekin, Moskova, tümünden bahsediyorum.

Yunanistan sermayesinin küresel yatırımları iflas eder. Somut bir örnek vermek gerekirse Türkiye’deki Finansbank’ın kaderi belirsizleşir. Ki, Yunanistan finans kapitalinin dünyanın bir çok ülkesinde bu tür banka yatırımları vardır ve hepsi sıtma nöbetine tutulur.

Yunanistan ve yakın komşularından başlayan nakite hücum global bir histeriye dönüşür, insanlar genlerinde saklı varlıklarını koruma güdüsü ile varını yoğunu satıp nakit stoklamaya başlar.

Tezgahlar durur.
Ticaret biter.
Üretim tehlikeli boyutlara kadar iner.
Açlık başlar.

2008’i bırakın, gelmiş geçmiş bütün krizlere rahmet okutacak bir karanlık çağa girilir.

Bakın, Yunanistan turizminden girdik, nerelere geldik.

Ama bunlar bir gamlı baykuşun hayali kehanetleri olmayacak kadar net, muhtemel olasılıklardır, zira artık Dünya yek pare bir insan bedeni gibidir.

Orada ne olursa olsun, bana dokunmayan yılan bin yaşasın dönemi bitti.

Gelelim radikal önerimize;

Yunanistan’ın yaşadığı krizin kat kat şiddetlilerine direnmiş ve başarmış Türkiye turizm endüstrisi, vizyoner ve ehil bir turizm profesyonelini Yunanistan’a önerirse...

Küresel ilişkileri olan, Dünyaya 21 yüzyıl penceresinden bakan, cesur, donanımlı bir turizm profesyoneli Papandreu tarafından Yunanistan’a Turizm Bakanı olarak atanırsa…

Tam yetki ile göreve başlayacak olan bu profesyonel, krizi ustaca yönetmeyi ve Yunanistan turizmini ayaklarının üstüne kaldırmayı başarırsa, neler olur?

Kısa bir süre sonra Türk Bakan, önce Yunanistan ile Türkiye arasında bir ortak turizm stratejisini önerir, kabul ettirir ve zaman içinde hayata geçirirse…

Ardından bu başarılı stratejiye ilkin Bulgaristan, Arnavutluk, Bosna, Sırbistan, Hırvatistan, Makedonya, Slovenya ve diğer yakın Balkan ülkeleri katılırsa…

Sağlam bir belkemiği ile hayata geçecek olan bu bedene zaman içinde Irak, Suriye, Ürdün, Lübnan, Kıbrıs, Gürcistan, Azerbaycan da eklemlenirse…

Doğu Akdeniz Turizm Koordinasyonu

Neler olur?



25 Aralık 2014 Perşembe

Turizmin geleceği için bir kahve falı

2009 yılında bir analiz yapmışım.

Bir önceki yıl patlayan küresel finans krizi sonrasında, başta turizm olmak üzere bütün sektörler darmadağın halde…

Akdeniz sahillerinin otelleri kasvetli durgunluk içinde… Sektörün bütün aktörleri kara kara düşünüyor. Geleceğin ne getireceği belirsiz…

Otellerin bütün çalışanları ekonomi-politik uzmanı kesilmiş, herkes yorum yapıyor.

Bazıları ise içtikleri kahvenin fincanının dibinde kalmış telve tortusunun arasındaki eciş bücüş şekillerden turizmin falına bakıyor…

Ben de zaten makalemin başlığını bu durumdan esinlenerek koymuştum. Başlığı, güncellemek adına değiştirdim. Birkaç yerde düzeltmeler yaptım. Yazı birkaç fuar sonrasında kaleme alınmıştı…

Buyurun…

2009'un kahve falı 

"Fuar nasıldı?"

"Fena değil gibiydi. Öksürüyordu, ama çok ciddi bir sorunu yokmuş. Sana da selam söyledi..."
Böyle soruya, böyle cevap.

Küresel durgunluk, yeryüzünün çehresine yeni bir biçim vermek için, piyasalara bir heykeltıraş keskisi gibi vurmaya başlamış.

AB ve Rusya'da uzmanlar her gün ekonomi analizleri yazıyor. Görsel medyada, hem durumun tahlili, hem durgunluğun hangi sektörü nasıl etkileyeceği konusunda her gün programlar yayınlanıyor.

Bütün gelir grupları içinde baz alınabilecek anketler yapılıyor.

Sen tembellikten hiç birisini izleme.

Ülkelerin Merkez bankalarınca hazırlanan raporları edinip, ekonomilerin nabzını tutmak için çaba harcama.

Gelecek sezon sorunsalının şifresini bir tek soru ile çözmeyi dene.

"Fuar nasıldı?"

Sevsinler böyle profesyonelliği.

Görünen o ki, 2009'da işletmeler birkaç sınav ile birden boğuşacak. Öncelikle bütün turizm işletmelerini bir kurumsal itibar sınavı bekliyor.

Yaşam, soru kağıtlarını çoktan dağıtmaya başladı bile.

2009 ve sonrası, işletmenin fiili mülkiyetinin çalışanlara, müşterilere, tedarikçilere ait olduğunu kabullenemeyen, Otelini malikanesi gibi gören yatırımcılara acı sürprizler getirecek.

Profesyoneller ise liderlik ve deneyim sınavından geçecekler.

Sınava karşı duruş itibarıyla birkaç grupta kümelenmeler söz konusu.

Yaklaşım başlıkları şunlar;

'Elle gelen düğün bayram'

Yandık, bittik, mahvolduk

‘Ne olduğunu ve bu işin nereye varacağını hala anlayamadım’

‘Zamanında işletmemi, ekibimi finansal, moral ve çözümler açısından hazırladım’

İşletmelerin yaşam iksiri olan Kurumsal İtibar'ın ayakta kalması da, profesyonellerin genel yetenek sınavının sonuçlarına sıkı sıkıya bağlı.

İyi eğitim almış, dil bilen, kariyer merdiveninin her basamağını teri ile ıslatarak yükselen, her terfisini, ekip arkadaşlarının gönülden onayı ile alan profesyoneller, bu zorlu sürecin sonunda cv'lerine başarı madalyasını eklemeye hak kazanacak.

Basamaklarda terlemeyi zaman kaybı olarak gören, tur operatörü 'kankası'nın itelemesi veya yatırımcının çevresinden edinilen dostluklar ile kariyerin zirvelerine torpil mancınığından fırlatılanlar Hanya'yı, Konya'yı görecekler.

Daha genel bir sınıflandırma yaparsak, sektör iki farklı profil yansıtıyor. Birisi yuvada annenin getireceği yemi bekleyen yaşam acemisi yavru kuşlara benziyor. Diğeri ise, kanatlarını risklere doğru çırparak yemeğini kendisi arayan ve bulmadan geri dönmeyen olgun kuşlar gibi gezgin ve kararlı.

Hayatın kime cömert olacağını yaşayarak göreceğiz.

Bir kesim 2009'u yeni pazarlar bularak, gelirlerini arttırarak karşılamaya hazırlanırken, diğeri kısılmaktan kuşa dönmüş gider ve maliyet bütçelerinde, mikroskop ile yeni tasarruf kalemleri aramakla meşgul.

Birincisi, fuarlar da dahil olmak üzere her platformda tüketicinin nabzını tutmakla meşgul, diğeri de fuarlardan dönenlere " fuar nasıldı?" sorusunu sormakla.

Denizin hep çarşaf gibi kalacağı varsayımı ile dümene geçen acemi kaptanlar ya gemiyi terk edecekler, ya da batacaklar. Pusulası sağlam, tayfası eğitimli ve deneyimli olan kaptanlar karaya yanaşmayı başaracaklar.

Gecekondu oteller, finansal sarsıntılar başladığında yerle bir olacak. Yaşam, misyonlarını gece bekçiliğine indirgemiş profesyonellerin rütbelerini sökecek.

2009'da kariyer tsunamilerine hazır olun.


Özellikle yatırımcıların yüksek beklenti içinde oldukları satış ve pazarlamacılarda ve Genel Müdürlerde.

Bir satış ve pazarlama bütçesi olmaksızın, satışı, tur operatörleri ile geliştirdiği ahbap çavuş ilişkilerine endeksleyen, bugüne kadar yaşanan her talep daralmasının panzehiri olarak fiyat kırmayı marifet sayan profesyoneller, ürün kalitesinin, müşteri ile sürdürülebilir iletişimin, piyasanın farkına varacaklar.

2009 sonunda, çapsızlığın, sıradanlığın, çapaçulluğun salasını vereceğiz.

Cenaze namazını kılacağız.

Diyalektik'i elektrik sananlar, 2007 ortalarından bu yana yaşananların büyük resimde esastan bir değişim olduğunu çözemeyenler, yaşamın rahminde olumsuzluk ve fırsatın tek yumurta ikizi olduğunu da göremezler.

Yaşam boşluk sevmez. Yıkılan her kurum, her sistem, toprağa, yerine geleceklerin doğum ve gelişme fırsatlarını da bırakır.

Kapitalizmin yaratıcı tahrip becerisi, turizm sektöründe de, harabelerden şeffaf, sağlam bir yapı inşa edecek enerjiyi açığa çıkaracaktır, endişelenmeyin.


Ne dersiniz? 2015 nasıl görünüyor?