12 Şubat 2019 Salı

İş Görüşmelerinin En Kritik Sorusu


Bir şirketin insan kaynakları yöneticisi ile görüşüyorsunuz.

Her aşama başarı ile tamamlandı. Son adıma gelmekte olduğunuzu anlıyorsunuz. Birkaç soru daha sorulacak. Siz hepsine hazırsınız.

Yeterli heyecana ve morale sahipsiniz. Karnınızdan yukarıya doğru bir sıcaklık esiyor. 

Mutlusunuz. Galiba işi kaptınız.

Ama…

Bir son adım var. O en zorlu soru… O sırat köprüsü gibi soru…

-        Bizden talep ettiğiniz ücret nedir?

Kan ter içinde kalırsınız. Düşünür durursunuz. Alt ve üst limitler arasında gidip gelirsiniz.

Bir maaş söylediniz. Görüşmeci bu cevabınıza balıklama atladı. Çıktınız. Kafanızda deli sorular. Acaba kendinizi ucuza mı sattınız?

Size bir kötü, bir de iyi bilgi vereyim

Eğer kafanız bu soru ile uğulduyorsa, kendinizi ucuza sattığınızdan emin olabilirsiniz.

Şirket size daha fazlasını vermeye hazırdı. Dolayısı ile siz bu konuda dersinizi çalışmadan görüşmeye gitmişsiniz.

İyi bilgiyi vereyim; evet bu durumu düzeltmek mümkün.

Aman, sakın geri dönüp, daha yüksek bir maaş talep etmeye kalkmayın.

Rezil olursunuz.

Tek bir yol var. Başka bir iş bulacaksınız. O işi sunan şirket ile ilgili çok ayrıntılı bir araştırma yapacaksınız. Sizden önceki bütçeleri öğrenmek için sıkı bir çalışma yapacaksınız.

İyi bir iş görüşmesi yaptıktan sonra, maaş aşamasında çuvallayan ( Başta ben olmak üzere ) birçok yetenekli ve başarılı yönetici tanıyorum.

Son derece olumlu geçen bir görüşmenin ardından, işletmeye katacağı artıların karşılık çok düşük bir maaşa evet diyen birçok yönetici var turizm sektöründe.

Bu konuya farklı yazılarda ayrıntılı olarak değineceğim. İş görüşmelerinin son aşamasındaki bu çuvallamaların nedenlerini paylaşacağım. Düşük maaşla işe başlamanın hem işletmeye, hem de yöneticiye verdiği zararı anlatacağım.

Kimse size karşı değildir. Herkes kendisinden yanadır

İşveren ile ilgili olarak bilmeniz gereken bir temel gerçeklik var. Maaş görüşmelerinde ya da farklı bir konuda, o kendi tarafındadır.

İşi ile ilgili hedeflerine ulaşabilmek için bazı becerilere ve bilgilere gereksinimi vardır. Bunları en ekonomik bütçe ile elde etmek ister.

İşletmenin önceliği her zaman kendi hedefleridir. Açık konuşmak gerekirse, sizin duygularınız ve yaşam kaliteniz çok sonra gelir.

Diyelim ki, şirketin bu görev için belirlediği aylık bütçenin 5 bin TL altında bir maaş talep ettiniz. 

Sizinle görüşme yapan yöneticinin ağzı sulanacaktır. Bu küçük tasarruf onun patronundan ya da amirinden bir aferin almasını sağlayacaktır. Sizin, daha düşük bir maaş nedeniyle yaşam kalitenizin düşmesi onun umurunda bile değildir.

Günümüzde, geçen yüzyıldan kalma şirketlerin en can alıcı yaşam kriteri, belirlenmiş olan bütçeleri tutturmaktır.

Biricik hedef budur.

Sizin ilk sıradaki amiriniz sizi bir insan olarak çok seviyor olabilir…

Tepedeki yöneticiler için, bir bütçe tablosunda, yanına TL ibaresi yerleştirilmiş bir satırdan başka bir şey değilsiniz.

Birçok şirket yöneticisi çalışanları üretim sürecinin girdileri arasında kabul ediyor.

İyi yöneticiler, çalışanlarına hakkaniyetli bir maaş vermeyi tercih ederler.

Bunun çok basit bir denklemi vardır. Bir yıla varmadan işi bırakan birisinin yerine yeni birisini aramak, bulmak ve onu işe alıp gerekli eğitimleri vermek çok maliyetlidir.

Şirket bu maliyetten kurtulmak isterse, elindeki çalışanlarını mutlu etsin, yeter.

Ya çalışanlar açısından?

Türkiye’de iş görüşmesine davet edilen profesyonellerin çok büyük bir yüzdesi dersini çalışmadan gidiyor. Hazırlık yapmadan gittikleri bu görüşmede, birçok aşamayı başarı ile geçseler bile, maaş sorusunda çuvallıyorlar.

İşe başladıkları gün hemen çevreyi araştırıyorlar. Kendilerine denk pozisyonlarla aralarında fark olduğunu öğreniyorlar. Ya da sektör ortalamasının daha yüksek olduğunu görüyorlar.

O dakika mutsuzluk başlıyor. Verim düşüyor. Uyumsuzluk patlıyor. Yönetici, bir yıla varmadan işten ayrılıyor. Derken, bir kısır döngü başlıyor.

İş görüşmesine gidecek arkadaşa tavsiyeler:

Senin için, bu görüşmeden başarı ve mutlulukla çıkma süreci, çok önceden başlar. Daha, eski işinden ayrıldığın andan itibaren gong çalmış demektir.

Yani?

İş arama sürecinde maddi ve manevi olarak güçlü olmak zorundasın.

Seni en az bir yıl geçindirecek bir zor zamanlar fonun olmalı. Bir yıl, iş arama süreci olarak uzun bir süredir. Ama sen en kötü senaryoya göre hazırlık yapmalısın.

O halde, çalıştığın zamanlarda ne yapıp etmeli ve bir fon yaratmalı ve doldurmalısın.

Yaşam kaliteni düşürmeden hayatını sürdürecek bir fonun varlığı sana güç ve güven verir.

İş görüşmesine başın dik, omuzların havada gidersin. Böyle bir profil çizersen de, seninle iş görüşmesi yapacak yetkiliye karşı taktik üstünlük kazanmış olursun.

Gerekirse psikolojik danışmanlık al. Bu alanda uzman psikologlar var. Seni iş görüşmesinde yaşayabileceğin gerginliklere hazırlayabilirler. ( Hayır, konunun psikolojik rahatsızlıkla hiçbir ilgisi yok. Konuyu kişiselleştirmeyelim.)

Diksiyon dersleri al. Soracağın soruların ve vereceğin cevapların hangi tonda etkili olacağı ile ilgili olarak alıştırmalar yap. Sesini, mimiklerini, bakışlarını, duruşunu iyi kullan.

Karşı tarafı derinlemesine araştır

Şirketin seni tanıma hakkı var ise, senin de onu tanıma hakkın var.  O seninle ilgili olarak her şeyi araştırıyor. Referanslarını arıyor ve en ince detaylara kadar soruyor.

Bunları sen de yap.

Piyasayı araştır. Hakkında en küçük ayrıntıları bile takip et. Kafanda çok net bir fotoğraf oluştuktan sonra iş görüşmesine git.

Bu şirkette çalışıp ayrılanlara ulaş. Ayrılma nedenlerini öğren. Maaşlarını sor

Şirketin ödeme gücü nasıldır? Maaşlar zamanında yatıyor mu?

Müracaat etmeyi düşündüğün pozisyonun bütçesi ne kadardır? O pozisyon için ödeyebilecekleri en yüksek maaş nedir? Bu miktar kimlere ödenmiş?

Kurum Kültürünü araştır

Kurumun yönetiminde tutarlılık var mı?
Kurum dışarıya karşı şeffaf mı?
Kurum alanında lider mi?
Müşteriler o kurumla iş yapmaktan mutlu mu?
Çalışanlar o kurum için çalışmaktan gurur duyuyor mu?
Kurum hem içeride, hem de dışarıda başarılı bir iletişim politikası yürütüyor mu?
Kurum varlıklarını sağlıklı ve şeffaflıkla kullanıyor mu?
Kurum sürdürülebilir bir karlılık sağlıyor mu?
Kurum kitlelerin saygısını kazanan sosyal sorumluluk projeleri yürütüyor mu?

Bu soruların cevaplarını al. Dersini çalış.

Bütün bu ön hazırlıkları yap. İyi hazırlan ve güçlü bir biçimde pazarla

27 Ocak 2019 Pazar

Turizmde Türkiye Markası Yaşlanıyor mu?


Her ülke, turizm sektöründeki envanteri ile küresel bir markadır.

Bu envanterin içindeki ürünlerin yenilenme hızı ve yaratıcılık endeksi, markanın yaşam döngüsünü belirler.

Bir küresel marka ya gençtir, ya da hızla olgunlaşmaktadır. Olgunlaşmanın birkaç adım ötesi ise, yaşlanmak ve nihayet ölmektir.

Çünkü yeni kuşaklarda markaya koşulsuz biat yok.

Markalar, yeni ürünler sunuyor mu?

Coğrafi konumun ve bundan kaynaklanan avantajların ambalajlanıp bir turizm ürününe dönüştürüldüğü model eskiyor. 

Yüzülebilir bir deniz,  ince bir kumsal ve şefkatli bir güneşten oluşan tatil paketi çok uzak olmayan bir gelecekte bu günkü kadar cazip olmayacak.

Bu paketin yaşlanmasından hareketle, Türkiye'nin artık olgun pazarlar arasına girmekte olduğunu kabullenmek gerekiyor.  Birkaç aşama sonrası ise, yeni nesil tüketicilerin bu ülkeyi yaşlı pazarlar arasında değerlendirmesidir.

Yaşlı pazarlar da doğal olarak yaşlı kuşakların ilgi alanına girer.

Y ve Z kuşaklarına farklı bir parantez açın

1995 ve sonrasında doğan kuşak, markaları, yükseklerde konumlanmış, oradan kendisine dikey mesajlar gönderen bir kutsal olarak kabul etmiyor.

Hangi sektörde ve hangi büyüklükte olursa olsun, markalar – özellikle- bu genç kuşağa bir arkadaş gibi yaklaşmak zorundadır.

Bu kuşak, kendisini kucaklayan ve anlayan, dost markalar istiyor.

Sorun tam da bu noktadadır. Türkiye, bundan 5-10-15 yıl sonra, bambaşka tatil anlayışı olan kuşaklara hala deniz, güneş, kum paketi mi sunacaktır?

Dünya’da yaklaşık olarak 50 yıl önce biçimlenen bu paket artık çoktan yaşlanmış olacak.

Yeni kuşaklar bu yaşlı pakete ne ölçüde ilgi duyacaklar? Daha doğrusu bu ‘demode’ paket, daha ne kadar tüketicinin kalbini ve aklını ateşleyebilecek?

Bütün sektörler yenilik peşinde

Giyim…

Otomotiv..

Elektronik eşya..

Mutfak..

Barınma.

Ulaşım..

Bütün bu sektörler, yeni ürünler yaratabilmek için her yıl milyarlarca dolar yatırım yapıyor.

Bir mobil telefon modelinin demode olması için bir yıl bile çok uzun bir zaman artık.

Hep en yeniyi ve en günceli isteyen yeni kuşaklar, her yıl podyumlarda yeni giyim modelleri, vitrinlerde yeni arabalar, elektronik mağazalarında yeni mobil cihazlar bekliyor.

On binlerce yıl önce mağaralarda başlayan barınma hikayemizin geldiği aşamaya bakın.

Evler artık birer akıllı kalelere dönüştü.

Ya Türkiye turizmi?

Bu sektör kendisini yenilemek için yatırım yapıyor mu? Binalara ve makinelere yapılan yenileme yatırımlarından bahsetmiyorum.

Deniz, güneş, kum dışında hangi yeni ürünler yaratıldı bu gün itibarıyla? Varsa, bu yeni ürünler, milyonlarca yeni tüketiciyi heyecanlandıracak kadar dolu ve çekici mi?

Markaların ve ürünlerin yaşam çizgisi vardır

Ürünler de canlılar gibi bir varoluş rotasına sahiptir. Doğar, gelişir ve yok olurlar.  

Pazarlamacılar, bu süreci ürünün yaşam çizgisi olarak tanımlarlar. Son bir kaç on yıla kadar ürünlerin yaşam çizgisini belirleyen temel kriter rekabetin şiddeti idi. Tüketicinin beklentilerini en yüksek oranda karşılayan markaların yaşam çizgisi de uzun olurdu.

Şimdi bambaşka bir hikaye var

Pazarlama artık hedef kitleleri tüketici olarak tanımlamıyor. Çağdaş bakış, ürünlerin potansiyel alıcılarını aklı, kalbi ve ruhu olan insanlar olarak görüyor.

Aklı, kalbi ve ruhu olan insanlar da, ürünlere ve markalara, geçmişin tüketicilerinden çok farklı bir gözlükle bakıyor. Daha da kötüsü, çok çabuk bıkıyor.

Merak ve teknoloji kol kola giriyor ve sürekli olarak ürünlerin sosyal meşruiyetini sorguluyor. 

Yeni kuşakların tatminsizliği,  markaların tepesinde adeta bir Demokles’in Kılıcı gibi sallanıyor. 

Markalar, bu tatminsizliği net bir pazarlama kriteri olarak kaydetmelidir.

Örneğin;

Özellikle, teknik gelişmelerin, ürünlerin yaşam çizgilerini kısalttığı, bu gelişimin hızlı olduğu elektronik gibi alanlarda sürekli yeni ürünler çıkarıldığı gözlemlenmektedir. Modaya bağlı ürünlerde de yaşam süreleri çok kısa olabilmektedir. Giyecek, mobilya, kozmetik gibi ürünler bunlara örnektir.

Teknoloji, ürünlerin yaşam sürelerini kısaltıyor. Bu süreç, yakın gelecekte tatil, wellness, eğlence gibi alanları toptan dönüştürecek. Bilesiniz ki, gençler önceki kuşaklardan çok farkı eğleniyor, dinleniyor ve geziyor.

Günümüzde insanlar kendilerine sunulan seçenekleri değerlendirmekte ve cazip bir öneri sunulduğunda başka ürüne/markaya yönelebilmektedirler.

Türkiye Yaşlı Pazar olmayı geciktirebilir mi?

Elbette yapabilir.

Bunu nasıl başarabilir?

Pazarın ana kitlesini oluşturmaya başlayan Y ve Z kuşaklarının dilini öğrenerek. Onlarla aynı dili konuşup, aynı heyecanları paylaşarak.

Bundan on yıl öncesine kadar sadece müşteri olarak görülen tüketicilerin, aklı ve ruhu ile birer insan olduklarını anlayarak. Buradan hareketle, küresel insani değerler üzerine bina edilen ürün, hizmet ve kurumsal kültürler yaratarak.

Y ve Z kuşaklarının tatil destinasyonu tercihleri

Z kuşağının tatil yeri seçiminde etkili olan üç faktör incelendiğinde katılımcılar tatil yeri seçiminde etkili olan en önemli üç faktör olarak eğlence (% 25), spor olanakları (% 18) ve tarihi ve kültürel çekicilikler (%16.5) ve Y kuşağının ise, manzara/doğal çevre (% 23), eğlence olanakları (% 18) ve tarihi ve kültürel çekicilikler (% 15) olduğunu belirtirlerken X kuşağı katılımcıların manzara/doğal çevre (% 27), destinasyonun imajı (% 17) ve güvenlik (% 15) olduğunu belirtikleri görülmüştür.

Dikkat ettiyseniz, tercih nedenleri arasında eğlence ve çevre ilk sırada yer alıyor. Buna benzer araştırmaları bütün bölgeler, kentler yapmalı. Her kuşağın tatil ile ilgili tercihleri ve beklentileri sorulmalı ve alınan cevaplara dayalı yeni paketler oluşturulmalı.

Aksi takdirde, Avrupa ve Rusya’nın X kuşağının son bireyi de öldüğünde, yanında Türkiye markasını da götürür. Benden söylemesi.

13 Ekim 2018 Cumartesi

Resort Pazarlama: Rekabeti domine etmek için 10 öneri



Tatil otellerinin başı dertte…

Resort olarak tabir edilen oteller, standart full servis otellere göre daha pahalı. Coğrafi olarak erişimi zor.. Konaklama süresi açısından daha uzun bir zaman söz konusu.. Neredeyse tamamı belli bir bölgede kümeler halinde yer alıyor. Bu da birisinin ürün ve hizmetini diğerlerinden ayırt etmeyi zorlaştırıyor.

Karşı karşıya oldukları sorunlar akıllı ve yüksek maharet isteyen bir pazarlama stratejisini zorunlu kılıyor.

Sorun büyük ölçüde ürün ve destinasyon arasındaki minik farklardan kaynaklanıyor. Bir de müşterinin bu tesisler arasındaki minik farkları nasıl gördüğü önem arz ediyor. Gelir projeksiyonlarını yakalamak ve rekabette bir adım öne geçmek için akıllı pazarlama adına aşağıdaki 10 öneriye odaklanmanızı öneriyoruz.

1.    Ürün ve servis deneyimi hakkında uyanık olun, izlenimleri kaçırmayın

Konuklarınızın tekrar sizi tercih etmesini sağlamak için ne yapmalısınız? İşin sırrı fantastik bir ürün ve hizmet sunabilmektedir.. Tesisin görüntüsü, insanlarda tetiklediği duygular. Odalarda sunduğunuz banyo vb ürünler. Yiyecek ve içecek hizmeti. Otelde yaşanan aktiviteler. Özel etkinlikler. Çocuklara sunduklarınız.

Unutmayın, resort pazarlamasının en önemli parçası ürününün bizzat kendisidir.

Couples Resorts Jamaica, gelirinin yüzde 35-yüzde 40 kadarını repeat miafirlerden elde ediyor. Hatta kimi durumlarda bu otellerde tatil geleneği nesillerden nesillere bir miras gibi aktarılıyor. Dört HD otelden oluşan zincir, konuklarına geniş kapsamlı bir aktiviteler ve tatlı sürprizler sunarak repeat potansiyelini arttırıyor. Klasik bir tatil için gelenler, son güne kadar muhteşem akşam yemeği fırsatları, beklenmeyen ilave jestler, önceden duyurulmamış sürprizler ile şaşırtılıyor. Örneğin otellerin bünyesindeki JamRock Beach Klüpler. Daha da ötesi, çalışanlar, beklenti ötesi misafir yaklaşımı için eğitiliyor.

Satış ve Pazarlamadan sorumlu Başkan Yardımcısı Dean Sullivan konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada; “ Sene boyunca ağırladığımız repeat misafir sayısına bakıldığında, ürünümüz ve sunumumuz otelcilik sektörünün lideri konumundadır.  Yaşlı konuklarımızın kızları ve oğulları bile düğünleri için bizi tercih ediyor. Daha geçenlerde, tesislerimizde toplam 1000 gece konaklamış bir çifti ağırladık. Bu avantajımızı her tesisimizde görüyoruz. İşin doğrusu da bütün bunları sağlamak benim temel görevim.”

2.    Güçlü, benzersiz ve duygusal bir hikayeniz olsun

Başarılı bir resort pazarlama programının anahtar noktası tesisinizin kimliğini ve hikayesini diğerlerinden ayrıştıran anlayışı somutlaştırmak ve paylaşmaktır. Hedef kitlenizi doğru seçin. Onlara da beklentilerini doğru sunun. Bu adım, başarılı pazarlama çalışmalarının en önemli aşamasıdır. Pazarlama iletişimi bu adım ile başarıya ulaşır.

 “ Tesis benim aileme ait. Bu bilgiyi websitemizde de paylaşıyoruz.” Diyen Reefs Resort & Club Genel Müdürü David Dodwell Jr, “ Bu nefenle, konuklarımızla iletişim kurarken, onlara, bir otele değil, aile tarzı bir yuvaya geldikleri mesajını veriyoruz.” diye devam ediyor. Konuklarımızın kendilerini ailemizin bir parçası gibi hissetmelerine dikkat ediyoruz. Pazarlama çalışmalarımızda da hep buna vurgu yapıyoruz.”

3.    Destinasyonunuzun odağına dönüşün

Kendi içine dönük bir kasaba gibi olmayın. İçinde bulunduğunuz destinasyon ile bütünleşin. Bölgenizde turizme hizmet veren diğer işletmeler ile dayanışma içinde olun. Her paydaşın kazanacağı ilişkiler geliştirin.

Bölgenizdeki dalış okulları, balık turları, at çiftlikleri böyle bir işbirliği için ilk akla gelen işletmeler olabilir. Bunun dışında başka sektörlerden de paydaşlar bulunabilir.

Bu yaklaşımdaki düşünce, resort ile destinasyonun sundukları değerin birlikte harmanlanmasıdır. Her iki tarafın sunduğu değerler bütünleştirildiğinde, pazarlama çalışmalarınızın daha efektif hale geleceğini göreceksiniz. Mesela, destinasyonunuz ağırlıklı olarak belli bir nüfusa hitap ediyorsa, sizin mesajlarınızın da öncelikli hedefinin bu kitleler olmasına dikkat edin.

“ Bir çok tesis bazı nedenlerle insanları işletmede tutmak istiyor. Ama, bizim için, içinde bulunduğumuz destinasyon çok önemli. İnsanlar sadece otellere değil, içinde bulunduğu coğrafyaya da gelip oraları tanımak istiyor.

4.    Yiyecek İçecek ve Wellness’i vurgulayın

“Otel işletmelerini rakiplerinden farklılaştıran ve talebi etkileyen ana faktörlerden birisi Yiyecek İçecek servisi ve spa dahil olmak üzere, welness aktiviteleridir. Artık çoğu insan sadece bu iki servis için tatile çıkıyor.”

“Bu iki alanda sunulacak unutulmaz, sıradışı deneyimler hem repeat misafir oranını yükseltir, hem de yeni fırsatlar ortaya çıkarabilir.  İnsanların, yaşayacakları deneyimleri yorumlar ve özgün sosyal medya paylaşımları vasıtası ile çevrelerine duyuracaklarından emin olabilirsiniz. Bu hizmet ve servisleri sunan insanların yetenekleri ve eğitim seviyeleri de çok önemlidir.”

“ Müşterisinin bir yıl önceki tatilinde içtiği kokteyli unutmadan tekrar servis eden barmenlerimiz var”

5.    Fiyat paritesinin dengeli olmasını sağlayın

Başarılı pazarlamacılar, dikkatli ve kılı kırk yaran müşterilerin, otelin satış politikaları hakkında kuşkuya kapılmalarının önüne geçebilirler.

Bu riski atlatmanın bir yolu, bütün kanallarda istikrarlı, şeffaf bir fiyat paritesi sağlamaktır. Böylece, gecelik 600 dolar fiyatla konaklayan bir müşteri, aynı işletmede, hemen yanında, last minute fırsatı yakalayıp gecelik 150 dolar fiyatla konaklayan birisi ile karşılaşmaz. Eğer bu fiyatlarla konaklayan iki tatilci otelde tanışır ve sohbet ederlerse yandınız. Daha ucuz fiyat alanın pahalı konaklayan müşteriye bütün hikayeyi anlatacağından emin olabilirsiniz.

6.    Yerel/Bölgesel Kongre/Turizm Danışma ve/veya bölgedeki en üst turizm yönetim ofisi ile işbirliği yapın.

Üçüncü maddede belirtiğimiz gibi, bölgenizdeki turizm birlikleri, ajanslar, kongre büroları ile işbirliğini ihmal etmeyin. Bu yapılanmaların çok güçlü bir iletişim ağı vardır. Ülke içinden ve dışından insanlar, bulunduğunuz coğrafya ve turizm potansiyeli hakkında en doğru bilgiyi buralardan alacaklarına inanırlar. Dolayısı ile email ve farklı kanallardan bu yapılara ulaşır ve bilgi talebinde bulunurlar. Bu nedenle bu yapılar ile mutlaka dayanışma içinde olun. Sağlıklı ilişkiler geliştirin. Unutmayın, bu yapılanmalar size yeni iş fırsatları yaratabilir. Siz de bu fırsatları kalıcı müşterilere dönüştürebilirsiniz.

7.    Sezonları doğru yönetin

İşletmenizin yüksek sezonunu nasıl yükseltebilirsiniz? Talebin daraldığı dönemlerde güçlü sezon dışı plan/kampanyalarla ve yaratıcı yöntemlerle ortalama konaklama süresini uzatabilirsiniz. Farklı promosyonlar sunun. Grupları özendirin. Trendleri yakalayın ve bunlardan yararlanarak farklı ürün ve hizmetler üretin. Yerel/bölgesel etkinlikler ile ortaklaşa kampanyalar başlatın. İşletmenizin bulunduğu kentteki Pazar payınızı yükseltmek için çalışın. Yerel gruplara, insanlara eğlenceler, toplantılar düzenleyin.

Jamaica Couples Resort, farklı bir uygulama olarak, çiftler için ‘ Aile Kampları’ düzenliyor. Resort, bu uygulamayı bir tür yaz dönemi kampı olarak pazarlıyor. Konuklarına sunduğu uzun jest listesine ilave olarak, işletme, bu özel promosyon süresince, kamp yapanlara çok özel spor ve keşif fırsatları sunuyor. Bu tür aktiviteler işletmenin sezonunu uzatıyor.

Mr Sullivan, “ Bizim çok derin bir cebimiz ve çok yüksek tanıtım bütçemiz yok. Sadece fantastik bir ürünümüz ve çok güçlü ağızdan ağıza tanıtım şansımız var” diyor.

8.    Fotoğraf çok önemlidir.

Bir çok tesisin farkına varamadığı gerçek şudur; insanlar işletmenizde konaklamak için uzun bir yol kat ederler ve yüksek paralar öderler. Bu nedenle tesisinizin fotoğrafları insanlarda merak uyandırmalı. Görsel olarak onları sarsmalı. O fotoğrafları görenler, tesisiniz için bu parayı ve zamanı ayırmaya ikna olmalıdır.

Bunu sağlamak için sıradan fotoğrafları bir tarafa atmalısınız. Hizmetlerinizin ve ürünlerinizin fotoğrafları rakiplerinizin arasından sıyrılmalı. Tesisinizin görselliğini, abartmadan, ama bütün doğallığı ile karşı tarafa aktarabilmelisiniz. Akıllı pazarlamacılar bunu bir adım ileriye götürür. Etkileyici bir online içerik ve sosyal medya görselleri için misafirlerin çektiği fotoğraflardan ve içerikten yararlanır. Böylece sundukları hizmet ve ürünün kalitesi için sosyal kanıt sunmuş olurlar.

Couples Resort konuklarının tesisi etiketleyerek paylaştığı Instagram fotoğraflarına çok önem veriyor. Bu paylaşımları değerlendiriyor. Böylece hem kendisi özgün içerik kullanmış oluyor, hem de konuk ile arasında kalıcı bir bağ oluşturmuş oluyor. İşletme, sıradan plaj, havuz, deniz, yemek paylaşımlarının ötesinde, bir hikayesi olan görselleri tercih ediyor. Ya da görenlerde bir hikaye ilhamı yaratan görselleri kullanıyor.

9.    Müşteri sadakat programlarındaki jestleri dikkatlice kullanın

Bir çok resort müşteri sadakat programları çerçevesinde, kart sahiplerine çeşitli ödüller verir. Bu ödül ve jestler ile ilgili olarak bir uyarımız var. Bunların dönemlerini doğru belirlemek gerekir. Yüksek sezonlarda, talep yüksek olduğu zamanlarda bu ödüller askıya alınmalı. En ideal dönemler, elbette düşük sezonlar olmalı. Akıllı pazarlamacılar loyalty hediyeleri için talebin düştüğü dönemleri belirler.

Kurumsal loyalty programı olmayan bağımsız işletmeler bile buna benzer uygulamaları hayata geçirebilir.  Kimi durumlarda iş o kadar basittir ki… Sadece sizden bir haber bülteni almayı kabul eden müşterilerimizin email adreslerinden bir network oluşturmak bile büyük katkı sağlar. Bu database vasıtası ile hem haber bülteni gönderebilirsiniz, hem de düşük sezonlar öncesinde hazırlayacağınız özel promosyonlardan haberdar edersiniz. 

10. Videoya önem verin. Yatırım yapın
Günümüzde video pazarlama araçlarının en tepesinde yerini aldı. Tatil için alternatif arayanları etkileyen ve karar vermelerini belirleyen en güçlü etki videodan geliyor.

Oteller video yayınlamak için kullanabilecekleri dev platformdan yeterince yararlanamıyor. Youtube isimli internet portalı bu konuda birçok fırsat sunuyor. Ama, ne olur, işi basitleştirmeyin. Video çekimi tam bir profesyonellik ister. Bunu lütfen çalışanlarınızın amatör telefonlarına bırakmayın. Renk, kontrast, açı, bunlar çok önemli ayrıntılardır ve ancak usta bir video uzmanı başarabilir. Son zamanlarda yaygınlaşan bir meslek grubu var; sosyal medya etkileme uzmanları. Onlardan birisini işe alın. Sosyal medya uzmanları her konuda doğru adımı atacaklardır. Bu onların işidir. Şundan ekin olun; eğer kanallarınızda usta işi videolar yayınlarsanız, tatil seçenekleri için izleyenlerin karar süreçlerinde belirleyici olabilirsiniz. Videolarınızı, yapmış olmak için değil, insanlarda tatil yapma ilhamı yaratmak için hazırlatın. ( Adil Gürkan tarafından tercüme edilmiştir. )

9 Ekim 2018 Salı

Turizmcilerin rekabette en büyük silahı nedir?



Oda sayısı, sunduğunuz hizmetler, ürünleriniz, teknolojiniz, hepsi rakiplerinizden üstün olabilir. Ama, bu durum, rakiplerinize karşı sürdürülebilir bir üstünlük anlamına gelmez.

Bu üstünlüklerinizin ömrü birkaç ay ile birkaç yıl arasındadır.

İşletmenizi Pazar liderliğine taşıyacak güç bunlar değildir. Bu üstünlüklerle, sektörün oyun kurucusu olamazsınız. Kalıcı bir 10 numara olabilmek için başka bir gücünüz olmalıdır.

Entelektüel Sermaye!

Bu sizin için yeni ve tuhaf bir kavram olabilir. Entelektüel sermaye her zaman vardı, siz farkında değildiniz. Nakit akışı, arsa, bina, teknik altyapı vb hepsi çok daha öncelikli idi. Bu alanlara yapacağınız yatırımların sizi ömür boyu koruyacağını düşünüyordunuz.

Aynı sektörde, aynı işi yapan rakiplerinizden daha az finansal sermaye ile daha çok finansal girdi yaratabiliyorsanız, entelektüel sermayeniz güçlü demektir. Çünkü, rakiplerinize göre daha az sermaye ile, operasyonel yönetimi, teknoloji yönetimini ve en önemlisi insan kaynağı yönetiminizi daha iyi yaptığınızın bir kanıtıdır bu başarı.

Aynı işi yapmakta olan yerel ve küresel rakiplerinize oranla, daha az finansal sermaye ile daha yüksek finansal girdi kazanabiliyorsanız, entelektüel sermayeniz güçlüdür. Zira, rakiplerinize göre daha az maliyet ile daha başarılı operasyon yönetimi gerçekleştiriyorsunuz, demektir. Teknolojiyi ve insan kaynaklarını en yüksek verimlilik ile yönettiğinizi kabul etmek gerekir.

Nedir bu entelektüel sermaye?

İşletmeye piyasada rekabet avantajı sağlayan, çalışanların bildiği her şeyin toplamıdır.

Entelektüel sermaye, işletmenin zenginlik yaratmak üzere kullanıma soktuğu bilgi, enformasyon, entelektüel mülkiyet, çalışanların sahip olduğu beceri ve deneyim gibi malzemelerin tümüdür. Entelektüel sermaye bir şirketteki insanlar tarafından bilinen ve işletmeye rekabet üstünlüğü kazandıran bütün varlıkların toplamıdır.

Entelektüel Sermaye, tüm işletmeler için finansal sermayeden daha önemli bir konumdadır. İşletmeler entelektüel varlıklarını keşfedip, onları yönetmeye başladıkları zaman aynı işi yapan rakiplerinden ayrıştıklarını ve rekabet güçlerinin arttığını fark edeceklerdir.

Hizmet sektöründe entelektüel sermayenin anlamı?

Diğer sektörlerden farklı olarak, otelcilikte aslolan insandır.  Masanın iki tarafında da insan vardır. Her ikisinin de beklentisi birbirine yakındır. Bir taraf yaptığı iş ile mutlu olmak ister, bir taraf da aldığı hizmet ve servis ile… Böyle bir mutluluk paylaşımı için ortak kültür, ortak değerler, ortak bakış açısı ve ortak bilgi seviyesi gerekir.

Hayatını 100 kelime etrafında döndüren, ilkokul mezunu, Dünyası iş ve evinden ibaret olan vasat bir çalışanın eğitimli, yüksek donanımlı, Dünyayı gezen, bilen, okuyan bir entelektüeli anlaması zordur. Anlamayacağı için mutlu etmesi de zordur. Her şeyden önce ortalama bir çalışanın işindeki önceliği daima kendi maaşı, iş garantisi, sigortası ve işinden sağladığı diğer faydalardır. Misafirini neden mutlu etmesi gerektiği sorusu aklına bile gelmez.

Entelektüel takımlar

Çözüm çok yönlü, aydın, çok okuyan, kendisini geliştiren ve müşterisi ile ortak zevklere sahip çalışanlara sahip olmaktır. Çünkü onlar benzer dili kullanır. Hayatların 100 değil birkaç bir kelime etrafında döner. Kendilerini rahatlıkla ifade ederler ve muhataplarını rahatlıkla anlayabilirler.  Üründen ve hizmetten mutlu olmanın ilk adımı da beklentisini rahatça ifade etmek ve bu beklentiyi doğru anlamaktır.

Günümüzün üst segment müşterisi;

Kültürel açıdan donanımlıdır-  Dünyayı gezer, iyi gözlem yapar ve kültürleri tanır- Rafine bir müzik anlayışına sahiptir. Caz, rock, pop, blues dinler- Satranç, briç, dama gibi oyunlara meraklıdır. Gezdiği ülkelerin insanına saygı duyar, tanımaya ve iletişim kurmaya önem verir- Tarihe ve arkeolojiye ilgilidir.

Farklı coğrafyaların tarihlerini ve arkeolojisini araştırmayı ve öğrenmeyi sever- Spora meraklıdır ve farklı spor alanlarını takip eder-

Gezdiği ülkelerin geleneklerini öğrenmek ister- Doğasını gezer- Mutfaklarına özel ilgi duyar. Bilmediği yemekleri tatmak ve içeriğini öğrenmek ister. Eğer bulabilir ise, seyahat ettiği kentin o günlerdeki sanat, spor, sinema vb etkinlik takvimini edinmek ister.

Alışverişe zaman ayırır ve semt pazarları ve otantik mekanları gezmekten hoşlanır. Ziyaret ettiği ülkelerde müzeleri gezer. Resim ve heykel sergilerini merak eder.

Bunlardan nasıl haberdar olabilir?

Entelektüel takımlarınız var ise bunu başarabilirsiniz. Donanımlı, iyi eğitimli, neşeli, yaptığı işi seven ve neden yaptığını bilen ekip arkadaşlarını bu görevi başarı ile yerine getirebilir.

Mümkün ise Üniversite eğitimi almış, kendisini sürekli geliştiren, yeni beceriler kazanmak için kendisine yatırım yapan, gülümsemeyi bilen çalışanlarınız var ise, gelecek sizindir.

Özellikle otelcilik sektöründe artık devir, yaptığı iş her ne olursa olsun, o işin adını gurur duyarak taşıyabilenlerin devridir. Yaptığı işten gurur duymayanlar sektörden yavaş yavaş temizlenecek, bunu herkes bilsin.

Böyle ekipler var mı?

Önlerini açarsanız, motive ederseniz var! Yardımcı olursanız, eğitimlerini aldırırsanız, cesaret verirseniz ve ödüllendirirseniz, elbette var!

Kendisine yatırım yaptığında ve sektördeki emsallerinden daha bilgili, daha empatik, daha yardımsever olduğunda bunun ödülü olacağını bilirlerse, var! Kendisinin ve işletmesindeki görevinin özel ve önemli olduğunu hissederse var!

Böyle ekipleri yaratmak ve işletmenizin kalıcı değerine dönüştürmek hemen mümkün olmaz.  Zamana ihtiyacınız var.  Bu ekipler için özel eğitim programları olmalı. Hatta yılın 12 ayı bu eğitimler devam etmeli. Hayat kendisini devamlı yeniliyor ise, eğitimlerin içeriği ve yöntemleri de yenilenmeli. Geçen yüzyılın eğitimleri ile yeni nesil çalışanlarınızı kazanamazsınız.

Bu ekipler için özel programlar olmalı

Bu ekiplerin konaklaması işletmenin kalitesi ile orantılı olmalıdır. Aksi halde çalışanlarınız sosyal ve kültürel tatminsizlik yaşar.

Çalıştıkları ortam 21 yüzyılda, konakladıkları mekanlar geçen yüzyılda olur ise mutlak tatminsizlik kaçınılmaz olur. Tatminsizlik işe yansır. Konuklar karşısında gülümseyen değil, mutsuz bir yüz ifadesi ile çalışırlar. Bu durumun konukların dikkatinden kaçmayacağından emin olabilirsiniz.

Bu ekiplerin beslenmesi de işletmede konuklara sunduğunuz yiyecek ve içecekler ile yakın kalitede olmalıdır. Bunu hem yoğun fiziksel mesaide harcadıkları enerjiyi alabilmeleri için yapmalısınız, hem de misafir büfelerini gördüklerinde içlerinde bir hüzün olmaması için… Akılları o büfelerde kalmamalı. Kafeteryalarda yedikleri ve içtikleri onları mutlu etmeli.

Bu ekiplerin giyim ve kuşamı da emsallerinden farklı olmalı. Onlara sektörün genelinin tercih ettiği ucuz, iki ayda yıpranan ve bedenlerine oturmayan üniformalar giydirmemelisiniz. Giydiklerini gurur duyarak taşımalılar ve bunu da konuklarınıza hissettirmeliler.  Konuklarınız çalışanlarınızın işletmelerinden gurur duymalarından etkilenir. Buna üniformalar da dahildir. Onlara rakiplerinizden daha güzel gömlek, pantolon ve ayakkabı giydirin. Güzel kokmalarını sağlayın. El ayak bakımları tam olsun. Kadın çalışanlarınızın güzel ve etkili makyaj yapmalarına yardımcı olun. Gerekirse bu konuda eğitim almalarını sağlayın. Merak etmeyin, her yatırımınız size misli ile geri dönecektir.

Bu ekipleri iş ve lojman/ev arasına mahkum olmaktan koruyun. Sanata, spora, kültüre, okumaya, araştırmaya, gezmeye zaman ayırmalarına yardımcı olun.

Tek tek ya da arkadaş grupları ile sinemaya, tiyatroya, maçlara gitmelerini sağlayın. Kitaplar alın. Okuyanları ve okuduklarını hayatına katanları ödüllendirin.

Dünyayı, ülkelerini ve yaşadıkları kenti tanımalarına yardımcı olun. Özellikle ülkelerini ve kentlerini iyi tanısınlar ve konuklara doğru anlatsınlar. Bu alana yatırım yapın. Kenti ve ülkelerini gezmeleri için fırsat yaratın.

Bu ekiplerin konuklarınız ile entelektüel sohbetlere girmesini teşvik edin. Her konuda sohbet edebilecek bir serbestlik sağlayın. Bu ekipler konuklarınıza kentti tanımalarına yardımcı olacak öneriler sunabilsinler. En iyi Türk mutfağı nerede? Kentte iyi bir suşici var mı? En iyi Türk şaraplarının markaları ve nerede bulabilecekleri? Yakın bölgelerde gezilebilecek nereler var? O hafta kentte oynanan maçlar ( futbol, basketbol, hentbol vb ) Kentteki sanat ve sosyal hayatı anlatabilsinler. Hatta izin verin, çalışanlarınız bu etkinlikler için konuklarınıza gönüllü rehberlik yapsınlar.

Entelektüel ekipleriniz varsa:

Pazardaki saygınlığınız artar. Rakiplerinizin arasından sıyrılırsınız.

İşgücü pazarının en değerli unsurları sizi tercih eder

Misafirler nezdinde çok olumlu bir temsil potansiyeli yakalarsınız

‘Repeat’ misafir oranınız her yıl artarak devam eder. Pazarlama maliyetleriniz düşer.

Offline ve online saygınlığınız patlama yapar. Yorum siteleri sizin maliyetsiz reklam platformlarınıza dönüşür

Fiyatlarınızı her yıl yükseltme hakkınız doğar. Kimse de itiraz etmez.

Çalışanlarınızın gelirleri artar.  Üstün işgücü her yıl daha çok sizi tercih eder